Yazılar

Çay dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri. Araştırmacılar, dünya çapında tüketilen popüler bir içecek olan çayın sağlığa olan faydalarına daha fazla dikkat ediyorlar. Çay yaprakları doğal olarak birçok antioksidan bileşiğin enflamasyonunu, obeziteyi ve kanser ve kardiyovasküler hastalık (KVH) gibi kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı oluyor.

Çay yaprakları esas olarak Güneydoğu Asya’da yetişen Camellia sinensis bitkisinden elde edilir.  Yüzyıllar  boyunca Çin de geleneksel  tıp uygulayıcıları, çayları sağlıklı bir içecek olarak görüyorlardı. Araştırmalarda ortaya çıkan kanıtlara dayanarak, çay birçok antioksidan ve anti-inflamatuar özellikler ile ilişkilendirildi. Böylelikle alışkanlıklardan ileri gelen içilen çay , kanser, metabolik sendrom, obezite, diyabet ve  gibi kamu sağlığına ve refahına büyük zorluklar getiren kronik hastalıkların  önlenmesinde önemli bir rol oynadı.

İşleme yöntemlerine göre dünya genelinde yaygın olarak kullanılan üç ana çay türü vardır. Siyah Çay (dünya çay üretiminin% 78’i) Batı ülkelerinde popüler içecektir; Yeşil çay (% 20) Asya ülkelerinde tercih edilir ve oolong çay (% 2) çoğunlukla Güney Çin’de tüketilir.

Çayın besin öğeleri ve etkileri 
Çay, önemli miktarda antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal, antikanserojenik, antihipertansif, nöroprotektif, kolesterol düşürücü ve termojenik özelliklere sahiptir.

Bitkinin türü ve yaşı ve büyüyen koşulları ,çay yaprakları kompozisyonunu önemli ölçüde etkiler. Çayın en önemli özelliği, kuru yeşil çay yapraklarının% 6 ila% 16’sını oluşturan kateşinlerin polifenolik flavonoid içeriğine atfedilir. Yeşil çaydaki dört büyük kateşin epigallokatekin-3-galat (EGCG) ‘dir ve bu toplam kateşini yaklaşık% 59’dur.  Onu epigallokatekin, epikateşin-3-gallat ve epikateşin izler. Diğer hem siyah hem de oolong’da bulunan polifenolik bileşikler grubu  theaflavinlerdir. Üretim sürecinde, kateşinlerin polimerizasyonu, siyah çaydaki (2 g Theaflavinler / 100 gr demlenmiş siyah çay) başlıca polifenoller olan theaflavin oluşumuna ve siyah çay yapraklarının parlak renginin oluşmasına neden olur.

Bu biyoaktif bileşiklerin sağlanmasına ek olarak çay, tanin, kafein ve kalsiyum, potasyum, fosfor, manganez, magnezyum, sodyum, bakır ve çinko gibi minerallerin bir kaynağıdır.

Kafein içeriği bakımından, siyah çay, yeşil çaydan daha yüksek seviyelere sahiptir, ancak, genel olarak, seviyeler benzer bir kahve miktarında bulunanlardan çok daha düşüktür. Kafein içeriği de demleme süresine göre değişir.

Yeşil çay , hasat edilen yaprakların hızlı bir şekilde buharlaştırılması sonucu polifenol oksidaz enzimini inaktive ederek fermantasyonu önleyerek elde edilen kuru bir  üründür. Siyah ve oolong çayların üretimi sırasında soldurma ve dehidrasyon işlemleri, nem kaybına ve çay polifenollerinin konsantrasyonu ve fermentasyonuna neden olur. Bu, theaflavinlerin ve thearubiginlerin oluşumuna ve çay yapraklarında doğal olarak bulunan kateşin içeriğinde bir azalmaya yol açar. Çay katekinleri, kararsız bileşiklerdir ve imalat prosesleri ve hatta ev tipi demleme yöntemi ile kayıpların olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle çay işlenirken besleyici değerlerinde kayıplar olur.

Hem yeşil çay hem de siyah çay polifenolleri antioksidan aktivite gösterirken, yeşil çay daha fazla antioksidan koruma sağlar.

Kronik inflamasyon ile ilişkili bir romatoid artrit,  siyah çayın değil sadece yeşil çay ekstraktlarının,  eklem inflamasyonunu azalttığı ve artrit semptomlarını geliştirdiği gösterilmiştir.

Enerji harcamalarıyla ilişkili çayın, özellikle de yeşil çayın iki ana bileşeni kafein ve kateçinlerdir. Her iki bileşen de enerji metabolizması ve sonraki kilo kaybı veya kilo kontrolü üzerinde bağımsız etkilere sahiptir.

Diyabet riskini azaltır. Yağ hücrelerinden salınan ve insülin direncine neden olan enflamatuvar sitokinlerin azaltılmasını ve insülin hareketinin iyileştirilmesini sağlar.

Prostat kanserine iyi gelir. Yeşil çay beyaz kan hücrelerinde oksidatif DNA hasarında azalmaya sebep olan  antioksidan olarak potansiyel bir koruyucudur.

Diyette canınız kısır çekiyorsa bu salata tarifi sizi çok rahatlatacak. Kalorisi oldukça düşük olan bu salatamızdan dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz.

 

Malzemeler

  • 1 orta boy karnabahar
  • 1 tutam maydonoz
  • Bir tutam kıvırcık
  • 1 küçük kuru soğan
  • 1 domates
  • 1 salatalık
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • İstenilen baharatlar ve limon

Yapılışı 

Karnabaharları blenderdan geçirip bulgur kıvamına getirin. Doğradığımız soğanlarla birlikte karnabaharları kavuruyoruz. Baharatları atıp harmanlıyoruz. Son olarakta ayrı bir kapta doğradığımız yeşilliklerle harcımızı karıştırıyoruz.

Alkol, gündelik hayatımızda çoğumuzun tükettiği bir içecektir. Alkol bazı zamanlarda sevdiklerimizle yediğimiz yemeğe eşlik eden bir içecek, bazen de eğlenmek için içtiğimiz bazen da gevşemek ve rahatlamak için gündelik yaşamdaki kaygılardan uzaklaşmak için kullandığımız bir baş etme yöntemimiz olabiliyor. Ama karşılığı bize kilo olarak dönüyor.

Alkol başta iştahı arttırarak sindirimi hızlandırır daha sonra midedeki alkol miktari artinca sindirim enzimlerinin yapısı bozulur ve midenin boşalma hızı yavaşlar. Yani alkol kan damarlarında ilk önce genişleme yapar daha sonra kan damarları daralır.mide ne kadar boş ise alkolün kana karışması o kadar kolay olur. Akşamdan kalmalık aşırı alkol aldığınızı ve bunu yaparken de kendinize yeteri kadar dikkat etmediğinizi gösterir. Çeşitli doğal ilaçlar semptomların giderilmesine yardımcı olabilir.

Akşamdan kalmalığın şiddeti tüketilen alkolün miktar ve cinsine göre değişir. Belirtileri ise mide bulantısı baş dönmesi ve en sık yaşanılanı baş ağrısıdır. Aynı zamanda , alkol böbreklerin normalden fazla su süzmedine neden olduğu için vücudun susuz kalmasına yol açar.

Araştırmalar, kilo ile birikte alkolün emilme hızının yavaşladığını ortaya koymuşlardır. Yani kilolu olan bir kişi de alkol daha yavaş kana karışır. Aynı zamanda aynı kilolarda aynı miktarda alkol alan  kadın ve erkeği karşılaştırdığımızda kadının kanındaki alkol oranı daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun nedeni , alkolü parçalayan enzimlerin kadınlar tarafından daha az miktarda üretilmesidir.

Yüksek miktarda alkol alımı iştah kapatacağı gibi , kan şekerini de düşürücü etki göstererek kişinin huzursuzluk , kaygı gibi sorunlar yaşamasına neden olur. Ayrıca alkol yüksek kalori karşılığında kısa süre bizi tok tutar. Bir gram yağ bize 9 kalori verirken 1 gram alkol 7 kalori verir. Bu durumda devamlı alkol tüketimi bize bol kalori olarak geri dönmekte. Ayrıca düzenli olarak yüksek alkol almak karaciğeri tahrip eder ya da bazı kanser türlerine yakalanma riskini arttırır.

Alkol alırken  yapılacaklar;

  • Alkolün kana karışma hızını yavaşlatmak için alkol almadan önce veya alkolle muhakkak bir şeyler yiyin.
  • Alkollü içeceklerle alkolsüz olanları dönüşümlü içerek veya alkollü içececkleri yudum yudum içmek suretiyle süreyi uzatarak alkol tüketimini azaltmaya çalışın.
  • İçkileri karıştırmayın ve size dokunan alkollerden uzak kalın.   Bazı ucuz alkollerde bulunan yüksek katkı maddesi ve yüksek tatlandırıcı ertesi gün daha rahatsız edebilir.
  • Alkol almadan önce ve sonra bol bol su içerek vücudunuzu susuz bırakmayın.

Sabah kalktığınızda ;

  • Kaybettiğiniz suyu hemen geri almak için büyük bir bardak su için.
  • Kaybedilen magnezyum ve potasyumu yerine koymak için kendinize muzlu bir milkshake hazırlayın. Böylece düşen kan şekeri seviyesini de normale çıkarmış olursunuz.
  • Kahve içmeyin.
  • Günde 3-4 kez biberiye çayı içerek baş ağrısına ve karaciğeri arındırmaya yardımcı olur.
  • Papatya çayı da içebilir böylece mide ve bağırsak tahrişini giderebilirsiniz.

Alkol limitleri

  • Önerilen resmi alkol sınırını aşan miktarlarda alkol tüketmeyin. Kadınlar için 2-3 kadeh erkekler için 3-4 kadeh önerilir. Bir kadeh alkol , çeyrek litre bira yada alkol derecesi %8-9 olan küçük bir kadeh şaraba denk gelmektedir.

Hangi içkide ne kadar alkol bulunur?

Bira da %3-7

şarap %12-14

likörler %24-60

votka  %40-45

viski %43

cin %47

rakı %45-50

 

 

 

Diyet lifi başlıca tahıl ve meyvelerde bulunmaktadır. Lifler farklılık göstermekle beraber çözünür olmayan diyet lifi bağırsak sağlığı ile ilgiliyken, çözünür diyet lifi, temel olarak kandaki kolesterolün düşürülmesi ve glukozun bağırsaktaki absorbsiyonunun azaltılması ile ilişkilidir. Diyet lifi, bağırsak kanseri ve kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı yararlı etkilere sahiptir.

Epidemiyoloji çalışmalar ,tahıllarda bulunan yüksek diyet lifi alımı glisemik kontrol ve insülin duyarlılığı da dahil olmak üzere sağlığa birçok faydası bulunduğunu göstermekte. Bununla birlikte , bütün tahılların ve lifin kilo kontrolü için faydalı olup olmadığı hakkında tartışmalar devam etmekte. Bu yeni çalışmada , katılımcılara sekiz hafta boyunca yiyecek sağlandı ve tahıl tüketiminin kilo kontrolü için nasıl yardımcı olduğuna bakıldı. Tahıl içerikli diyet yapan kişilere günlük önerilen diyet posa miktarı karışlanmış ve dışkı kaybı ile günde ekstra 100 kalori kaybetmişlerdir.

Araştırma ekibi, 40-65 yaşları arasında 81 erkek ve kadınla sekiz haftalık randomize bir çalışması yaptı. Çalışmanın ilk iki haftasında tüm katılımcılar aynı yiyeceklerle beslendi ve bireysel kalori gereksinimleri belirlendi . İki hafta sonra rastgele şekilde ayrılan katılımcılar tam tahıllar veya rafine edilmiş tahıllar içeren bir diyet ile beslendirildi. Diyetlerintahıl içerikleri farklıydı . Enerji, makro besin kompozisyonu, yiyecek türü ve yemek yapısı benzerdi.

Katılımcılardan sağlanan tüm yiyecekleri tüketmeleri ve yemedikleri yiyecekleri geri göndermeleri ve normal fiziksel aktiviteleri ile devam etmeleri istendi. Bunun amacı, tam tahılların rafine edilmiş tahıllarla karşılaştırıldığında, bazal metabolizması hızı ve dışkı enerji kayıplarının yanı sıra açlık ve dolgunluk duygusu üzerinde çalışmaktı.

Sekiz hafta boyunca, araştırmacıların kilo, metabolik hız, kan şekeri, fekal kalori, açlık ve doygunluk hisleri ölçüldü. Çalışmanın sonunda, tam tahıl ile beslenenler, rafine edilmiş tahılları yiyenlere kıyasla bazal metabolizma hızında ve dışkı enerji kayıplarında bir artışa sahiplerdi.

Bu araştırma, bütün tahılların bağırsak mikrobiyota etkisi üzerine bir araştırma ile birlikte yayınlandı. Her iki çalışma American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanmıştır.