Yazılar

Son yıllarda düzensiz beslenme alışkanlıklarıyla hızla yayılan kabızlık toplumda görülen en sık sindirim sistemi sorunudur.  Karın ağrısı, şişkinlik, sancı gibi belirtilerle kendini gösteren kabızlık, tedavi edilmediğinde osteoartritten diyabete kadar insanların sosyal yaşantısını etkiliyor.

KABIZLIĞIN NEDENLERİ

Kabızlık , genellikle hastanın barsak fonksiyonlarında anormallik hissetmesidir ve az sayıda dışkılamayla birlikte hastalar alt karın bölgesinde rahatsızlık, gerginlik ve şişkinlik hissetmesidir.  Genel olarak haftada iki veya daha az sayıda dışkılanma alışkanlığı kabızlık olarak tarif edilmekle birlikte sayı tek başına yeterli bir kriter değildir.

Nadiren kabızlık ; diyabet, hipotiroid , hiperkalsemi , ağır metal zehirlenmesi gibi metabolik hastalıklar da neden olmaktadır. Ya da yavaşlamış barsak geçişleri , fonksiyonel dışkılama bozuklukları veya her ikisine bağlı olarakta ortaya çıkabilir.

Kabızlık beslenmeyle doğrudan alakalıdır.  Yeterli sıvı alımı , yağsız diyetler ve yetersiz posa tüketimi kabızlığa neden olmakta.

NE YAPILMALI?

  • Posa tüketimini arttırın.

Bitkisel besinlerin çözünerek barsaktan geçen kısımlarıdır.Yapılan çalışmalarda posa alan kişilerde kabızlık probleminde azalma görülmüştür. Fiber birçok besin maddesinde bulunmakla birlikte narenciye grubunda  fazlaca bulunmaktadır. Fibere ek olarak şeker içeriği (sorbitol ve fruktoz) olan elma , şeftali , kiraz , üzüm , armut ve fındık gibi meyvelerin tüketilmesi ayrıca faydalıdır.  Diyette önerilen posa miktarı 25-35 g/gündür. Yüksek fiberlidiyet sonrası su almayı unutmayınız. Posanınbarsak hareketleri üzerinde etkisini göstermesi haftalar alabilir. Maksimum etkinliğe ulaşabilmek için posa alımına 4-6 hafta devam edilmelidir. Bu süre zarfında şişkinlik ve gaz şikayetleri olabilir.

  • Meyveleri kabuklarıyla yiyin.
  • Meyve-sebze ve salata tüketimini artırın. Meyve ve sebzeleri kabuklarıyla tüketin. Beyaz ekmek yerine kepeklisini tercih edin.
  •  Beyaz yerine esmer pirinç yiyin.
  • Isırgan tohumu, aloevera, hatmi kökü, zencefil kabızlığa iyi gelir.
  • Her akşam kuru kayısı yiyin ve üzerine 1 bardak su için.
  • Ebegümeci, fesleğen çaylarını günde 2 fincan içmek kabızlığı gidermede etkilidir.
  • Günde 2.5 litre su için. SU besinlerin sindirilmesi ve hücrelere taşınması açısından önemlidir. Dolaşımı hızlandırır, dışkının yumuşak olmasını sağlar. Günde 2.5-3 litre su tüketmek çok faydalıdır. Ayrıca, sabah kahvaltıdan önce aç karnına erik veya kuru kayısı yedikten sonra ılık su içmek de dışkının yumuşamasını sağlar. Isırgan tohumu, aloevera, hatmi kökü ve zencefil kabızlık için iyi gelecektir

Bunlardan uzak durun:KABIZLIK durumunda bazı besinlerden uzak durmak gerekir. Bu durumda kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Çünkü bu tür içecekler bağırsakların çalışma hızını azaltır. Muz, patates, ayva, kestane gibi yiyecekler ise bağırsak hareketlerini azaltır ve kabızlığı artırır. Sağlıklı beslenme adına sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünleri ve dalak, dil, işkembe, beyin, kokoreç, ciğer gibi sakatatları tüketmeyin.
Ebegümeci çayı: Bazı bitki çayları da kabızlığın giderilmesinde etkili olur. Bunlardan biri ebegümeci çayıdır. Ebegümecinin çiçekleri, yaprakları veya kökü kaynatılıp içilir. Günde 2 bardak tüketilebilir. Aynı şekilde fesleğen tohumları kaynatılır, suyu içilirse kabızlığa iyi gelir.
Elma çayı: sindirim için çok faydalıdır. Bu çay, 2 elma, 1 portakal ve 1 limonun doğranmış şekilde 2 litre tencerede 2 kalem tarçınla birlikte 10-15 dakika kaynatılması sonucu yapılır. Ara öğünlerde günde 6-7 kez içilmesi, şeker dengesini sağlar ve bağırsakları düzenler.

 

 

 

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı ceviz yağı
  • 6 adet yumurta
  • 1/2 su bardağı agave şurubu
  • 1.5 su bardağı havuç püresi
  • 2 yemek kaşığı portakal rendesi
  • 1 yemek kaşığı portakal suyu
  • 1 tatlı kaşığı toz zencefil
  • 3 su bardağı badem unu

Yapılışı 

Fırını 160 dereceye ısıtın. Kenarları çıkarılabilinen bir kek kalıbının tabanını yağlayın. Yumurta sarıları ve agave şuruplarını birlikte çırpın. Havuç püresini , portakal suyu ve kabuğunu , zencefil ve badem ununu ekleyin. Yumurta beyazını ise fom oluşturuna kadar çırpın ve diğer karışıma ilave edin. Daha sonra hepsini karıştırın.

Yaklaşık 50 dk pişirin ve 15 dk içini çekmeye bırakın.

1 Porsiyon Besin Değeri 

230 kal, 20 g karbonhidrat , 4 g lif , 9 g protein , 25 g yağ , 106 mg kolesterol ,42 mg sodyum , 60 mg kalsiyum

 

Damarlarımızdaki kan dolaşım sırasında bir basınç oluşturur. Bu basınç alınan gıda , yapılan işe göre gün içerisinde değişiklik gösterebilir. Gün içinde kan basıncının belirli bir süre yüksek olması, yüksek tan­siyon (hipertansiyon) olarak tanımlanır.  Kan basıncının 120-129/80-84 mmHg olması normal, 130-139/85-89 mmHg olması yüksek normal tansiyan olarak adlandırılır. Kan basıncının 140/90 mmHg’nın üzerinde olması hipertansiyondur.
16 yılda 2.600’den fazla erkek ve kadını takip eden yeni bir araştırma, daha az sodyum tüketmenin düşük tansiyon ile ilişkili olmadığını buldu. Yeni bulgular,sodyum limitlerini tartışmaya yönlendirdi. Amerikalılar için 2015-2020 Beslenme İlkeleri sağlıklı insanlar için sodyum alımını günde 2,300 mg’a kadar sınırlandırılmıştı. Araştırmacılar  30-64 yaşları arasında 2.632 erkek ve kadını izledi. Çalışmanın başlangıcında katılımcıların kan basıncları normaldi. Bununla birlikte, önümüzdeki 16 yıl boyunca günde 2.500 mg’dan daha az sodyum tüketen katılımcıların yüksek miktarda sodyum tüketen katılımcılara göre daha yüksek kan basıncına sahip olduklarını farkettiler.

Son birkaç yıldır yayınlanan diğer büyük araştırmalar, sodyum ve kardiyovasküler risk arasında farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır.  Düşük sodyum diyetleri olan kişiler (Amerikalılar İçin Diyet Rehberleri tarafından tavsiye edildiği gibi) ve sodyum alımının çok yüksek olduğu (ortalama Amerikalıların aldığı alıcının üzerinde) kişilerde  kalp hastalığı riski daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmalar ayrıca potasyum , kalsiyum ve magnezyum alınmları yüksek olan kişilerde uzun vadede daha düşük tansiyona sahip olduklarını gösteriyor.Framingham’da, sodyum  (ortalama günde 3,717 mg) ve potasyumun (ortalama günde 3,211 mg)alan kişiler en düşük kan basıncına sahiplerdi.

Bu çalışma ve diğerleri, özellikle kan basıncında ve muhtemelen kardiyovasküler sonuçlarda daha yüksek potasyum alımının önemine işaret ediyor.Moore, bu araştırmanın Amerikalılar için mevcut Diyet Kılavuzlarının artan alım miktarlarının önemine yeniden odaklanmasına yardımcı olacağını umuyor. Sağlıklı bir kan basıncını korumak amacıyla potasyum, kalsiyum ve magnezyum bakımından zengin gıdalar ile beslenilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Çay dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri. Araştırmacılar, dünya çapında tüketilen popüler bir içecek olan çayın sağlığa olan faydalarına daha fazla dikkat ediyorlar. Çay yaprakları doğal olarak birçok antioksidan bileşiğin enflamasyonunu, obeziteyi ve kanser ve kardiyovasküler hastalık (KVH) gibi kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı oluyor.

Çay yaprakları esas olarak Güneydoğu Asya’da yetişen Camellia sinensis bitkisinden elde edilir.  Yüzyıllar  boyunca Çin de geleneksel  tıp uygulayıcıları, çayları sağlıklı bir içecek olarak görüyorlardı. Araştırmalarda ortaya çıkan kanıtlara dayanarak, çay birçok antioksidan ve anti-inflamatuar özellikler ile ilişkilendirildi. Böylelikle alışkanlıklardan ileri gelen içilen çay , kanser, metabolik sendrom, obezite, diyabet ve  gibi kamu sağlığına ve refahına büyük zorluklar getiren kronik hastalıkların  önlenmesinde önemli bir rol oynadı.

İşleme yöntemlerine göre dünya genelinde yaygın olarak kullanılan üç ana çay türü vardır. Siyah Çay (dünya çay üretiminin% 78’i) Batı ülkelerinde popüler içecektir; Yeşil çay (% 20) Asya ülkelerinde tercih edilir ve oolong çay (% 2) çoğunlukla Güney Çin’de tüketilir.

Çayın besin öğeleri ve etkileri 
Çay, önemli miktarda antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal, antikanserojenik, antihipertansif, nöroprotektif, kolesterol düşürücü ve termojenik özelliklere sahiptir.

Bitkinin türü ve yaşı ve büyüyen koşulları ,çay yaprakları kompozisyonunu önemli ölçüde etkiler. Çayın en önemli özelliği, kuru yeşil çay yapraklarının% 6 ila% 16’sını oluşturan kateşinlerin polifenolik flavonoid içeriğine atfedilir. Yeşil çaydaki dört büyük kateşin epigallokatekin-3-galat (EGCG) ‘dir ve bu toplam kateşini yaklaşık% 59’dur.  Onu epigallokatekin, epikateşin-3-gallat ve epikateşin izler. Diğer hem siyah hem de oolong’da bulunan polifenolik bileşikler grubu  theaflavinlerdir. Üretim sürecinde, kateşinlerin polimerizasyonu, siyah çaydaki (2 g Theaflavinler / 100 gr demlenmiş siyah çay) başlıca polifenoller olan theaflavin oluşumuna ve siyah çay yapraklarının parlak renginin oluşmasına neden olur.

Bu biyoaktif bileşiklerin sağlanmasına ek olarak çay, tanin, kafein ve kalsiyum, potasyum, fosfor, manganez, magnezyum, sodyum, bakır ve çinko gibi minerallerin bir kaynağıdır.

Kafein içeriği bakımından, siyah çay, yeşil çaydan daha yüksek seviyelere sahiptir, ancak, genel olarak, seviyeler benzer bir kahve miktarında bulunanlardan çok daha düşüktür. Kafein içeriği de demleme süresine göre değişir.

Yeşil çay , hasat edilen yaprakların hızlı bir şekilde buharlaştırılması sonucu polifenol oksidaz enzimini inaktive ederek fermantasyonu önleyerek elde edilen kuru bir  üründür. Siyah ve oolong çayların üretimi sırasında soldurma ve dehidrasyon işlemleri, nem kaybına ve çay polifenollerinin konsantrasyonu ve fermentasyonuna neden olur. Bu, theaflavinlerin ve thearubiginlerin oluşumuna ve çay yapraklarında doğal olarak bulunan kateşin içeriğinde bir azalmaya yol açar. Çay katekinleri, kararsız bileşiklerdir ve imalat prosesleri ve hatta ev tipi demleme yöntemi ile kayıpların olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle çay işlenirken besleyici değerlerinde kayıplar olur.

Hem yeşil çay hem de siyah çay polifenolleri antioksidan aktivite gösterirken, yeşil çay daha fazla antioksidan koruma sağlar.

Kronik inflamasyon ile ilişkili bir romatoid artrit,  siyah çayın değil sadece yeşil çay ekstraktlarının,  eklem inflamasyonunu azalttığı ve artrit semptomlarını geliştirdiği gösterilmiştir.

Enerji harcamalarıyla ilişkili çayın, özellikle de yeşil çayın iki ana bileşeni kafein ve kateçinlerdir. Her iki bileşen de enerji metabolizması ve sonraki kilo kaybı veya kilo kontrolü üzerinde bağımsız etkilere sahiptir.

Diyabet riskini azaltır. Yağ hücrelerinden salınan ve insülin direncine neden olan enflamatuvar sitokinlerin azaltılmasını ve insülin hareketinin iyileştirilmesini sağlar.

Prostat kanserine iyi gelir. Yeşil çay beyaz kan hücrelerinde oksidatif DNA hasarında azalmaya sebep olan  antioksidan olarak potansiyel bir koruyucudur.