Yazılar

Goji berry yani diğer adıyla kurt üzümü 5.000 yılı aşkın Asya da ilaç tedavisinde kullanılmaktadır. Goji berry nin ana memleketi Çin ve Tibet tir ve son yıllarda ülkemizde de yetiştirilmeye başlanmıştır. Kurt üzümünün tadı ekşi ve tatlıdır. Kurutulmuş , çiğ ve pişmiş halini hatta kuru meyveler gibi çayını kullanabiliriz.

Goji berry güçlü antioksaidan içeriği sayesinde süper besinler listesinde yerini almıştır. Esansiyel aminoasitlerden zengin , 20 çeşit iz element içerir. İçerdiği yüksek C vitamininden dolayı bağışıklıl sistemimizi güçlendirici etkiye sahiptir. Portakaldan daha fazla C vitamini , ıspanaktan daha fazla demir , havuçtan daha fazla beta karoten içermekte.  Göz sağlığımız için  karotenlerden özellikle lutein ve zeaxtainden zengindir. Goji berry en iyi zeaksantin kaynaklarından biri olarak kabul edilir.

Serbest radikallere karşı koruyucu oldauğundan yaşlanma karşıtıdır.

Libida arttırarak cinsel gücü arttırıcı özellikleri barındırmaktadır. B1 , B2 ,B6 ve E vitaminlerini içerir.

Kanser ve alzheimer önleyici etkisi vardır. Kan basıncını ve kolesterolü vardır.

Karaciğer dostudur.

 

Yumurta anne sütünden sonra gelen ve vücutta yüzde yüz kullanılan çok önemli bir besindir.

İçerdiği 6 gr yüksek kaliteli protein sayesinde tüm gün boyunca zinde kalmanıza yardımcı. Yumurta sarısının içinde bulunan kolin maddesi ise , normal vücut aktivitesini , karaciğer fonksiyonlarını , vücuda besin maddelerinin taşınmasını sağlar. Ayrıca bebeğin hafıza işlevlerinin gelişiminde anahtar rol oynar.

Yumurta ile ilgili doğru olmayan oldukça fazla bilgi vardır. Çoğu insan kolesterolü yükseleceği düşüncesi ile hergün yumurta yemeyi istemez. Bir çok kişi de çok fazla yediğinde alerji olacağından korkar.

Yumurtanın rengi farklı demek kalitesi farklı demek değildir. Bu renkler tavuğun beslenmesine ve tavuk cinsine   göre farklılık göstermektedir. Arpa , yeşil otla beslenen tavukların rengi koyu sarı , hazır yemle beslenenlerin rengi daha çık sarıdır. A vit bakımından farklılık göstermez.

 Yumurta karbonhidrat ve şeker içermez. İçerdiği protein kaliteli proteindir. Yumurta beyazında yağ yok denecek kadar azdır. Yumurta sarısında ise kolesterol vardır. Fakat bu kolesterol zararlı değil tam tersine yararlıdır!

Yumurta sarısı ve beyazı arasında besin öğesi içeriği açısından farklar bulunmaktadır. Yumurta beyazı sarısına göre birçok amino asidi fazla içermekle beraber sarısında da daha yüksek protein bulunmaktadır. Ayrıca sarısında A,E,D ve kolin daha fazla bulunur. Yumurta beyazından sodyum , magnezyum çok iken sarısında demir, kalsiyum ve çinko bulunmaktadır. İkisinde de farklı besin öğeleri bulunduğu için bir bütün olarak yenmelidir. Bu kadar faydalı bir besini hem kalp ve karaciğer hastalıklarından korunmak , hem spor yaparken kas volümünü arttırmak hemde tok kalmak açısından önemlidir.

Çift sarılı yumurtalar genellikle genç tavuklar tarafından büyük ebatlı  yumurtalar ise yaşlı tavuklar tarafından üretilir.

Yumurtanın kabuğunda 7 bin ile 17 bin arasında gözenek vardır. Bu nedenle yumurtaları yıkayıp muhafaza etmek daha çabuk bozulmalarına neden olur. Tüketeceğiniz zaman yıkamanız daha doğrudur.

Yumurta fazla beklediğinde sarısının etrafında koyu renkte bir halka oluşmaktadır. Bu besin değerinin düştüğünü gösterir.

Yumurta kabuğunun kalsiyum oranı çok yüksektir. Kabukları toz haline getirip kalsiyum takviyesi olarak kullanilabilir.

 

Kanserden diyabete , kalp hastalıklarından bağışıklık sistemine kadar koruma sağlayan bu antioksidan besinlere diyetinizde yer açın. Sırf zayıflamaya yardımcı değil aynı zamanda hastalıklara karşıda önleyici bu besinler her geçen gün ivme kazanıyor.

Chai tohumu: İçerdiği omega-3 yağ asitleri kan kolesterol düşürücü ve kalp hastalığını önleyici etkisi vardır. Bu tohumlar %25 -40 arası yağ , %60 omega-3 , %20 omega-6 içerir. Bu yağ asitleri insan sağlığı için oldukçe önemlidir. Gluten içermediğinden dolayı gluten enteropatisi ve çölyak hastası olanlarda rahatlıkla tüketebilir.. Detoks sıvılarınız da da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Keten tohumu : Keten tohumuda omega-3 içeriğinden zengindir. Bu nedenden dolayı keten tohumu damarları genişleterek kan dolaşımını hızlandırır. Sabah kalktıktan sonra yada yoğurtlarınıza bir yemek kaşığı keten tohumu ilave edebilirsiniz. Keten tohumunuzu öğütülmeden alın ve kullanacağınız zaman öğütün.

Karabuğday : Karabuğdayın anavatanı Asya ülkeleridir. Hipoglisemik şifalı bitki diye bilinir. Bol miktarda flavonoidler , fitosteroller, diyet lifi ve antioksidanlar içerir. Bu besinde gluten içermez. Salatalarınıza 2 yemek kaşığı haşlanmış karabuğday ilave ettiğinizde hem yararlılığını arttırır hemde daha uzun süre tokluk hissi oluşur.

Yeşil çay: Çay dünyada en çok tüketilen içeceklerden biridir. Ve çaylar arasında en sağlıklı olanıdır. Içerdiği kateşinler ve polifenoller sayesinde antikanser ve grip önleyici özelliği vardır. Immün sistem üzerinde çok etkilidir.antioksidan aktivitesinin yanı sıra metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de vardır. Günde 2 fincan yeşilçay içmeye özen gösteriniz. Tarçın kullanırsanız kan şekerinizi düzenlemeye de yardımcı olmuş olursunuz. Spordan önce 1 fincan tüketebilirsiniz.

Yulaf: İçerdiği lifler uzun süre tok tutar , spor öncesi de hem kan şekerinizi uzun süre dengede tutar hemde karbonhidrat ihityacınızı karşılar. Sütün yada yoğurdun içine 3-4 yemek kaşığı yulaf ezmesi enerjinizi uzun süre korumanıza yardımcı olur. Kolesterole yardımcıdır ve kalorisi düşük alternatif bir besindir.

Yumurta :  Anne sütünden sonra gelen vücutta %100 oranında kullanılan mucizevi protein kaynağıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirici a vitamini, beta karoten ve çinko içerir. Gözlerimize ve cildimize iyi gelir. Diyetlerinizin vazgeçilmesi yumurta uzun süre tok tuttuğu için de son derece önemlidir.  Sabah kahvaltılarında 2 adet yumurta tüketebilrsiniz. Hafta da 7 ve üzeri yumurta tüketenlerin daha az tüketenlere göre kalp krizi riskinin önemli derecede azaldığı çalışmalar sonucu açıklanmıştır.

Kuşkonmaz: Kuşkonmaz kanın pıhtılaşmasında ve kemiklerin güçlenmesinde rol alan K vitamininden zengindir. Aynı zamanda bitkisel demir kaynağıdır. Yüksek folat içerdiğinden dolay depresyonu olumlu etkiler. k vitamininden zengin beslenme kan sulandırcı ilaç kullananlar için uygun eğildir.,

Avokado :Avokado yağda çözünen vitaminlerden A;E ve K viitaminlerinden zengindir. Avokado içerdiği omega-3 ve E vitamini sayesinde alzheimer riskine karşı da koruyucudur.Minaraller olarak magnezyum , potasyum , demir ve bakırdan zengindir. Muzdan %35 daha fazla potasyyum içerir.Avokado kilo yönetimi ve kan şekeri seviyesini içerdiği yüksek posa sayesinde dengeler. Çoğu meyveye göre az şekerli ve protein içeriği yüksek bir meyvedir.salatalarımızda yağ yerine yarım avokado kullanabiliriz.

Kinoa : Yüksek kalite protein lizin , metionin gibi esansiyel aminosaitlerden dengeli bir besin bu nedenle vejateryanlerin beslenme türüne uygun. Lif içeriğinden dolayı tahıllara göre daha fazla tok tutma özelliğine sahip. Kilo yönetimi için alternatif mükemmel bir kaynak. Bunların dışında antimikrobiyal , antiinflomatuar, kolesterol düşürücü aktiviteleri gibi birçok fizyolojik aktiviteleriyle popüler besinler arasındadır.Gluten içermez.

Brokoli: Brokoli antikanser besinlerin en önemlilerinden biridir.Östrojeni baskılayarak özellikle meme , serviks ve yumurtalık kanserine karşı koruyuculuk göstermektedir. Kalsiyum ve C vitamininde zengin bir besin olduğu için yağ yakım metabolizmasında önemli olan kalsiyum emilimini sağlar. Aynı zamanda çok iyi bir folik asit kaynağıdır.Haftada 2 gün sofralarınzda yer vermelisiniz.

Egzersiz yapanlarda şekerli içeceklerin önemi

Egzersiz sırasında sporcuların kullandığı spor içecekleri, jeller ve enerji barları, değişik
yapılarda ve yüksek oranda şeker içermektedir. Acaba bu tür besinlerin ve içeceklerin
tüketimi insülin seviyemizi yükseltirken ileride şeker hastalığına kadar varacak rahatsızlıklara
neden olabilir mi?

Soru 1: Dayanıklılık gerektiren sporlarla ilgilenen birçok sporcu, egzersiz sırasında
sükroz ve benzeri şeker içeren ürünler kullanıyorlar. Bu şeker içerikleri nedir ve bu
besinler sporcuların performansları üzerinde nasıl etkin olabiliyor?

Cevap1: Sükroz, glikoz, maltoz şeklinde basit şeker olarak hazmedilen karbonhidratlar,
performans üzerinde olumlu etki yaratır zira egzersiz sırasında aktif halde bulunan kaslar,
oluşan fazladan glikozu (karbonhidratların hazmedilme sonrası son hali) hemen
kullanabilirler. Egzersiz sırasında alınan karbonhidratlar, ince bağırsak tarafından hızla kana
karışır ve vücudun her noktasına “glikoz” olarak ulaşır. Kaslar, glikozu enerji üretmek amaçlı
kullanırlar ve kaslarda oluşan bu tür bir karbonhidrat yüklemesi kendini performans artışı
olarak hemen hissettirir.

Soru 2: Peki insülin’in bu tür şeker alımlarında vücutta gösterdiği tepkiler neler?

Cevap: Her türlü karbonhidrat tüketimimizde (fırında patates, makarna ya da spor içecekleri
benzeri besinlerin kullanımında) insulin pankreas tarafından üretilir ve hemen kana karışır. Bu
çok normal ve olağan bir tepkimedir. Vücutta bulunan hücreler, özellikle kas hücreleri, ancak
insülin sayesinde kana karışan glikozu (kan şekerini) kullanabilirler. Karbonhidrat egzersiz
esnasında vücuda alındığında ise vücut daha az insülin salgılar, zira aktivite sayesinde vücut
çok daha kolay bir şekilde glikozu kullanabilir hale gelmektedir.

Soru 3: Son yıllarda yiyeceklerin glikemik indeks’leri çok büyük önem taşımaya
başladı. Bundan spor içecekleri de nasibini alıyor. Bu durumda ne tür glikemik indeksli
içecekler kullanmak gerekir ve bu içeceklerin sporcu performansına etkileri nelerdir?

Cevap: İyi bir sporcu içeceği sükroz, glikoz ve fruktoz gibi çoğu yüksek glikemik indeks’e
sahip karbonhidratlar içerir. (Fruktoz düşük glikemik indeks’e sahiptir) Bunun ne ifade ettiğini
kısaca belirtmek gerekirse, yüksek glikemik indekse sahip bu tür karbonhidratlar, hızlı
hazmedilen, kan şekerini hızla yükselten ve dolayısıyla glikozun kaslar tarafından enerji
olarak kullanılmasını süratle hazır hale gelen özelliğe sahiptir. Yüksek yoğunluklu
egzersizlerde alınan bu tür karbonhidratlar gerekli enerji ihtiyacını fazlasıyla karşılayarak
performansı artırırlar. Unutulmamalıdır ki günlük beslenmemizde (yeme alışkanlıklarımızda)
yaptığımız yiyecek seçimleri çok önemlidir. Beslenme alışkanlıklarımızın temelinde doğal
olan özelliklere sahip tahıl ürünlerinden kullanmak çok büyük öneme sahiptir. Tahıllar,
vitamin, mineral ve fitokimyasal (antioksidan özelliklere sahip hastalıklara karşı direncimizi
artıran bileşenler) depolarıdır. E vitamini ve selenyum mineralleri bakımından zengin olan
tahılların düzenli tüketimi sonucunda vücudumuz kanser, şeker hastalığı ve kalp hastalıklarına
karşı doğal ve güçlü bir koruma sağlar.