Yazılar

Araştırmalar, fonksiyonel sular bazı besin maddeleri içerebilirken, rehidrasyon için şişelenmiş ya da musluk suyunun daha iyi olamayacağını  göstermektedir.  Sade su satmak artık yeterli değil. Bunun yerine  kişiler alkali sular ve bitki suları dahil olmak üzere daha fazla  fayda içeren işlevsel suları arıyor.

Saf su 7 pH değerine sahiptir, bu nedenle alkali su pH değeri 7’den yüksek olan herhangi bir sudur. 0’dan 14’e kadar çıkan pH ölçeği, asidik veya bazik bir maddenin ölçülmesini sağlar. Nötr, pH 7 dir . Aşağısında kalan herhangi bir sayı asidiktir ve daha yüksek herhangi bir sayı bazik veya alkalikdir.

Suda bulunan en yaygın mineraller kalsiyum, sodyum, potasyum, bakır, manganez, magnezyum ve demirdir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre su, bazı eser minerallerinin toplam diyet alımının% 1 ila% 20’sine katkıda bulunur ve toplam gerekli günlük kalsiyum ve magnezyum alımının% 20’sini sağlar.

Konum, minerallerin sudaki konsantrasyonunu etkiler; Sert suda yumuşak suya kıyasla çok daha fazla kalsiyum ve magnezyum bulunur. Suda daha yüksek bir mineral içeriği, daha yüksek bir pH seviyesine sahip olduğu anlamına gelir. Alkali sular, kalsiyum, potasyum, bikarbonat, silis ve magnezyum gibi alkalileştirici ajanlardan zengindir.

Alkali suları sporculara, reflü hastaları ve antioksidan alımı artırmak ve genel sağlık, kemik sağlığı ve kas sağlığını geliştirmek isteyen çok sayıda tüketiciye pazarlanmaktadır.  Doktorların ve beslenme uzmanlarının, “asit gelgidi” ni önlemek için alkali içececek içmelerini önerdiklerini ve bunun da güç kaybına ve yorgunluğun yanı sıra kemik, böbrek ve kas sağlığının azalmasına neden olabileceğini söylüyor. Kronik asit tutulumunun kemik kaybına neden olabileceği doğrudur; İdrarla kalsiyum atılımı sağlanırken  gerekli kalsiyum kemiklerden çekilerek tedarik edilir. Metabolik asidoz olarak bilinen bu durum  böbrek hastalığı, laktik asit birikmesi, ketoasidoz ve hatta şiddetli ishal gibi birçok nedene sahip olmasına rağmen, sağlıklı bireylerde nadir görülür. Ürolitiyazis bulunan bir hasta üzerine yapılan bir çalışmada osteoporozlu ve anormal distal renal tübüler asitlenme olan hastaların, alkali tedaviden sonra kemik yoğunluğunda düzelmeler olduğunu buldular.

Virüslerin, hastalıkların ve bakterilerin asitli suda başarılı olduğunu iddia etmek yanıltıcıdır. Bakteriler tipik olarak daha nötr pH koşullarında gelişir, ancak bazıları bazik ya da asidik koşullarda yaşayabilir. Bakterileri öldürmek için geliştirilen tipik temizleme maddeleri genellikle çok asidik veya baziktir. Örneğin, sirke veya limon gibi temizleyiciler 2’ye yakın bir pH değerine sahiptir ve asidik olmalarına rağmen  bakteriyel büyümeyi desteklemez.

pH dengesinin ne olduğu ve vücudunuzun pH değerini nasıl koruduğu hakkında yanlış bilgiler var. Eğer alkali su mideye girerse,  mide asidi  bu suyu nötralize edecektir. Kanınız, yaklaşık 7.36 civarında bir yerde optimum ve sağlıklı bir pH’ya sahiptir ve vücudunuz bunu sürdürmek için gerçekten iyi bir iş çıkarmaktadır. Birisi diyetindeki asiditeyi azaltmak istiyor ise, genel olarak meyve ve sebze  ile  başlayın.

Hindistan Cevizi

Fonksiyonel sulardaki eğilim bitki veya botanik sulara, en dikkat çekici olanı ise hindistan cevizi suyuna. USDA beslenme veritabanına göre,1 su bardağı şekersiz,hindistancevizi suyu 44 kcal, 64 mg sodyum, 11 g karbonhidrat, 9 g şeker ve 0 g protein sağlar. Bir bardak% 14  potasyum ihityacınızı sağlar. Hindistan cevizleri açık ve sokak satıcıları tarafından satılan tropikal ülkelerde uzun zamandır popülerdir.

Hindistan cevizi suyu, sporcu ve ünlülerin beğenisini kazandı. Günümüzde, ürün en yaygın olarak profesyonel ve profesyonel olmayan atletlere “doğal spor içeceği” olarak pazarlanmaktadır. Bir Thrillist inceleme yazarı, “Hindistan cevizi suyu elektrolitler sağlar ve kaybedilen sıvıları bir spor içeceğine eşit bir hızda yeniler ve işlenmiş şekerle doldurulmuş olan şişelere tamamen doğal bir alternatif oluşturur.”

Egzersiz sırasında hindistan cevizi suyu içmenin faydaları hakkında çalışmalar az. Bir araştırmada, egzersiz sonrası hindistancevizi suyunun  spor içecekleriyle karşılaştırdı ve önemli bir fark bulunamadı. Bu çalışmada , bir koşu bandında 60 dakika boyunca egzersiz yapan 12 erkeğin dehidrasyonu % 2 vücut kütlesi kaybı olarak ölçüldü. Çalışma sıvı tutma ve egzersiz performansında herhangi bir farklılık bildirmediği halde, hindistancevizi suyunu içen kişiler mide bulantısı ve şişkinlik şikayetlerinin olduğunu bildirdiler. Bir başka çalışmada egzersiz sırasında atletik performansı ve rehidrasyonu belirlemek için sade su ile hindistancevizi suyunu karşılaştırdılar. Çalışma, 60 dakikalık bisiklet süresini tamamlayan ve aktivite sırasında ister istemez hindistan cevizi suyu veya su içen 10 kişi içeriyordu. İkili arasında performans ya da hidratasyon açısından önemli bir farklılık yoktu, ancak katılımcılar daha az hindistancevizi suyu içti,  sudan daha lezzetli olduğunu düşündürüyordu. Bu, hindistan cevizi suyunun egzersiz sırasında daha lezzetli olduğu bildirilen diğer çalışmalarla zıttı.

Bonci ve Goodson, bir jimnastik salonunda, Hindistan cevizi suyu ile yeniden hidrat yapmak için 45 dakika boyunca egzersiz yapanlar için normal olduğunu kabul ediyorlar. Ancak, araştırmanın yanıltıcı olabileceğini açıklıyorlar, çünkü hindistan cevizi suyu profesyonel bir sporcu ya da üst düzey bir eğitime katılanlar için düşünüldüğünde bir spor içeceğinin yerine geçemez.

Frenk İnciri (prickly pears cactüs) 

Diğer büyüyen trend Frenk İnciri suyu ve püresinden oluşan içecek. Bir bardağında 26 kcal, 7 g karbonhidrat, 7 g şeker, 12 mg sodyum ve 5 mg potasyum bulunur. Ayrıca, kandaki su ve minerallerin düzenlenmesine yardımcı olan ve nörolojik gelişime yardımcı olan amino asit taurinini içerdiği için atletik performansı geliştirme kabiliyetini de ortaya koyuyor. Bu meyve  suyu hakkında araştırma sınırlıdır. Özellikle cildin sağlığına katkıda bulunduğunu belirten hiçbir araştırma bulunmamaktadır ve uzun süre boyunca taurin desteğinin etkisi hakkında az şey bilinmektedir. Bazı çalışmalar kaktüs suyunun atletik performansı kısa vadede iyileştirebildiğini göstermiştir ancak daha fazla araştırma gereklidir.

Aloe Vera 

Bir su bardağında  60 kcal, 15 g karbonhidrat, 15 g şeker (eklenmiş şekerler dahil) ve 29 g sodyum bulunur. Kaktüs suyunda olduğu gibi, cilt sağlığı yararları olan bir detoksifiye içecek olarak kullanılır. Aloe vera’nın topikal olarak kullanıldığında belli cilt koşullarını iyileştirdiğini gösteren araştırma var, ancak suyun alınmasının etkileri üzerine yapılan çalışmalar az. Aloe veranın müshil etkisi gösterebileceğini gösteren bazı araştırmalar var, ancak düzenli olarak kullanımındaki etkileri bilinmemektedir.

Yaşlanma beden yapısı ve işlevlerinde süregelen değişikliklerin sonucudur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 65 yaş ve üzeri bireyleri “yaşlı” olarak tanımlamaktadır. Yaşlılığın seyrine ve vücut fonksiyonlarında oluşan değişikliklere göre yaşlılık dönemleri; 65-74 yaş arası “geç yetişkinlik”, 75-84 yaş arası “yaşlılık” ve 85 yaş ve üzeri de “ileri yaşlılık” dönemi olarak sınıflandırılmaktadır.

 

Insan yaşamı için oksijen şarttır. Moleküler raktif oksijen türleri(ROS) dedğimiz serbest radikaller vardır. Bunlar yaşlanmamıza neden olan moleküllerdir.insan vücudu bu moleküllere antioksidan savunma sistemleriyle karşılık verir. Antioksidan enzim sentezi üretimi kesintiz devam eder. Antioksidan savunmayı güçlendirmede A , E ,C vitaminleri ile karotenoidler , flavonoid içeren farklı renkteki sebzeler ve meyveler büyük önem taşır.

 

Yaşlılıkta fizyolojik ve metabolik değişiklikler

 

Yaşlılıkla beraber büyüme hormonun salınımı azalır. Bunun sonucu kast kütlesi azalırken yağ kütlesi artar. Östrojen hormonun sonlanmasıyla kemiklerden kalsiyum çekilme hızlanır.Bzal metebolizma hızı düşür hücerinin ölümü sonucunda aktif olan yağsız doku kütlesi azalır. Dişlerin kaybı tat duyularındaki değişmeler yanlızlık , korku gibi piskolojik stresler besin alımını azaltabilir. Bağışlık sistemi azalır. Kötü huylu kolestrol artıp iyi huylu kolestrolde azalma görülür.

 

1-) Uzun süreli açlıklar, sigara ,alkol, tuz, gereksiz ilaç kullanımlarından sakınmak.

 

2-) Antioksidanlardan zengin öğün aralıkları düzgün olacak şekilde beslenmek.

 

3-) Uyku egzersiz,dinlenme alışkanlıklarını dengeli şekilde yapmak.

 

Yaşlılıkta Besin Gereksinimleri 

 

Yaşlılıların beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır.

Besin çeşitliliğini sağlamada her öğünde, bu dört besin grubundaki besinler birlikte yaşlı bireylerin gereksinmesine uygun miktarlarda tüketilmelidir. Yine farklı öğünlerde, aynı besin grubundan farklı besinler seçilerek çeşitlilik sağlanmalıdır. Örneğin bir öğünde sebze grubundan yeşil yapraklılar seçilirse, diğer öğünde sarı-kırmızı sebzelerden seçim yapılmalıdır. Bir öğünde kırmızı et tüketildiğinde diğer öğünde tavuk veya kuru baklagiller tercih edilmelidir. Aynı öğünde kuru baklagiller, tahıllar ile birlikte tüketildiğinde eksik amino asitler dengeleneceğinden protein kalitesi artar. Yine bitkisel kaynaklı demirin emilimini arttırmak için kuru baklagil yemeklerinin yanında yeşil biber, maydanoz, domates, taze sıkılmış meyve suyu gibi C vitamini kaynağının tüketilmesi demirin emilimini 2-3 kat arttıracaktır.

Sisdirim sistemindeki güçlükleri engellemek için öğün miktarı azaltılarak öğün sayısını artırırız. Sıvı miktarını artırıp tuz miktarını azaltarak böbrekleri hafifletmiş oluruz. Çok yağlı yiyeceklerden çiğneme güçlü olan besinlerden uzak durulmalıdır.Sebze ve meyveye ağırlık verilmelidir. Pişirme, birçok sebzenin aromasını arttırır ve sindirimini kolaylaştırır. Çiğneme ve yutma güçlüğü olan yaşlılar genelde tüm sebze ve meyveleri pişirerek tüketme yolunu tercih edebilirler. Ancak, aşırı pişirilmiş sebzelerde besin ögelerinde kayıplar oluşur. Sebzelerin besleyici değerini kaybetmemeleri için yağda kızartma yerine kendi suyunda pişirme yöntemi tercih edilmeli ve pişirme suları dökülmemelidir. Aksi takdirde suda eriyen vitaminlerde önemli

kayıplar oluşmaktadır. Günde 400 gramın üzerinde sebze ve meyve tüketilmelidir.

Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

Omega 3 yağ asitlerinden zengin balık tüketimi çoğu yaşlılar için imkansıdır. Bu nedenle günlük ek olarak bir gram balık tağı almaları önerilir.

Güneşten düzenli yararlanamayan yaşlılar 600 IU D vitamini almaları önerilebilir. Depresif belirtiler görülen yaşlılara ek olarak B 6 B 12 verilmeliri önerilmektedir.

Yağ , en çok enerji verenbesin öğesidir. Eşit miktarlardaki karbonhidrat ve proteinlerin 2 katından fazla enerji verirler. Böylece vücut en ekonomik şekilde enerji gereksinimini yağlardan karşılar. Yağdan fakir bir diyetle kilo vermek sağlığı olumsuz etkilerden yağda çözünen vitaminlerinde vücutta kullanılması engellenir.  Yağdan yetersiz bir diyetle beslenen bir bireyin zaman içinde cilt , saç ve tırnaklarında bozulmalar , görmede yetersizlikler başlayabilir.

Peki, faydaları nelerdir, birlikte bakalım..

Hindistan Cevizi

• Hindistan cevizi yağı orta zincirli triglisert ve laurik asit içerir.
• Karın bölgesi yağları eritir.
• Tiroid hastalarına olumlu etkileri vardır.
• Sinidirim sisteminizi hızlandırır.
• Bilişsel fonksiyonları geliştirir.
• HDL yi yükseltir.
• Atherosiklerozise karşı korur.
• Kan şeker düzeyini dengeler.
• Antifungal ve anti bakteriyel özelliğe sahip kaprik ve kapriylik asit içerir.

Susam Yağı

• Diş eti iltihaplarını azaltmada yardımcıdır.
• LDL yi düşürücü etkisi vardır.
• Sinüzüte iyi gelir.

Avokado Yağı 

• Avokado yağı, kalp hastalığı riskini düşürür.
• Diyabetle savaşır.
• Saç ve cildi nemlendirir
• Karaciğeri Toksinlerden korur
• Sedef hastalığı tedavisi için de kullanılabilir
• Kan basıncını düşürür
• Avokado yağı vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcıdır.

Ceviz Yağı

  • Ceviz kardiyovasküler hastalık sizi korumaya yardımcı olabilir melatonin ve omega-3 yağ asitleri dahil olmak üzere yararlı maddeler içerirler.
  •  Kalp sağlığını iyileştirebilir sağlıklı yağ asitleri olan tekli doymamış ve çoklu doymamış yağları içerir.
  • Ceviz melatonin, diğer birçok kuruyemişe göre yararlı özelliğe sahip bir hormon içerdiği bilinen tek kuruyemiştir

Zeytinyağı 

  •  Yüksek tansiyon, kolesterol, damar sertliği,
  • mide ve bağırsak ülserleri,
  • romatizma,
  • safra kesesi tembelliği, safra taşı, safra kanalı tıkanıklığı,
  • karaciğer bozuklukları,
  • kabızlık, kansızlık
  •  gut hastalığı ve deri çatlamalarına iyi gelir .
  • MUFA’dan zengin diyet; biyolojik membranda yeterli akışkanlığı sağlayarak, lipit peroksidasyon riskini azaltmaktadır.
  • Zeytinyağında bulunan antioksidanlar serbest radikalleri ortadan kaldırarak peroksidasyona karşı yeterli korunmayı sağlamakta,
  • plazma LDL, kolesterol düzeyini düşürerek kalp hastalıklarına karşı koruyucu olmaktadır.
  • Zeytinyağının hipertrigliseridemi kontrolüne destek olması, meme, kolon, rektum kanser riskini azaltmaktadır.
  •  zeytinyağının inflamatuar sitokin üretimini azaltmaktadır .
  • Ayrıca, gastrik ülsere karşı koruyucu olduğu da belirlenmiştir.

Sporcuların en çok yapmak istedikleri kas kitlesini arttırıp fit bir vücut! Ve herkesin kafasında spordan önce ve sonra ne yemesi gerektiği.  İnternette bilgi kirliliği oldukça fazla ve kas artışı hakkında fazla bilgi bulunmamakta. Sizde bu besinleri hayatınıza katarak kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olabilirsiniz.

Muz

Çoğu sporcumuzun muzu sevmesi için çok sebebi var. Yapılan çalışmalarda bisiklet süren kişilerin 15 dk da bir yarım muz yemesi her 15 dk da bir alınan spor içeceği kadar etkili olduğu belirlenmiştir.Böylece muzlar, şeker eklenmeksizin, spor içeceklerinin eksik olduğu antioksidan ve diğer besin maddelerini temin ederken kaslarınızı beslemek için de mükemmel bir seçenek olacaktır.

Yumurta

1 yumurtada 6 g protein vardır ve kas geliştirmeye yardımcı olan dokuz aminoasit içerir. Ayrıca yumurta kaliteli protein için altın standart olarak kabul edilir. Kas protein sentezi için en önemli amino asit kabul edilen lösin sağlayan için birkaç gıdalardan birisidir. Araştırmalar yumurta gibi lösinden zengin gıdalardan 20-30 gram yenildiğinde , egzersiz sonrası kas onarma ve büyümeyi teşvik ettiğini gösteriyor.

Yoğurt

Yoğurt düşük pH nedeniyle mükemmel iyonize kalsiyum ve magnezyum kaynağıdır.  Bu nedenle yoğurt aynen süt gibi kemik dokusu için vazgeçilmez yiyeceklerin başında gelmektedir. Yoğurt yulaf meyve karışımı spor öncesi mükemmel bir öğün olacaktır.

 

Mango

Egzersiz sonrasında bir veya iki gün ağrı çekiyorsanız, egzersiz sonrasında daha fazla anti-inflamatuar yiyecekler yediğinizde ağrıyı azaltabilir, hareketliliği geliştirebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilirsiniz. Mango, C vitamini, beta karoten, galik asit ve gallotanninler gibi çeşitli anti-inflamatuar bileşikler içerir. Bir fincan mango, günlük C vitamininin % 100’ünü , A vitaminin ise % 35’ini karşılar.

Yulaf

Yulaf yavaş sindirilen karmaşık karbonhidratları sağlar ve sürekli enerjiyi sağlamaya yardımcı olur. . Bir bardak 150 kalori, 27 karbonhidrat, 6 gram protein içerir ve  şeker içermez. Sağlıklı karbonhidratların ve proteinlerin kombinasyonu daha uzun süre tok tutar.

Makarna

Karbonhidratlar, kasları çalıştırmak için vücuda giren yakıt kaynaklarıdır ve diyetinizde yeterli miktarda kaliteli karbonhidrat almanın performans artırıcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bir maraton koşucusu , vücut ağırlığının kg başına karbonhidrattan 3 gramdan daha fazla yiyenlerin daha az karbonhidrat yiyen koşuculara göre ortalama yüzde 13.4 daha hızlı koştuğunu bildirdi. Makarna profesyonel sporcuların favorisi, çünkü düşük glisemik indeksi sayesinde, enerjiyi sabit tutan, besin açısından zengin kompleks bir karbondur. Bir fincan pişmiş makarna 200 kaloriye, 42 gram kompleks karbonhidrat ve 7 gram protein içeriyor.

Nar

1.000’den fazla araştırma makalesi, narların ve suyunun faydalarını belgelemektedir. Sadece C vitamini ve potasyum bakımından zengin değil, meyvelerdeki antioksidanların kaslarınız için de iyi olduğunu araştırmalar ortaya koyuyor.Yakın tarihli iki çalışmadan elde edilen sonuçlar, günlük nar suyu içen kişilerin egzersiz sonrası kas gücünü artırdıklarını gösteriyor.

Fıstık Ezmesi

Fındık ezmesi uzun ömürlü bir enerji sağlar ve birçok sporcuyu dünya şampiyonaları ve Olimpiyat altın madalyaları kazanmak için harekete geçirir. Doymamış yağ içerir ancak gıda maddelerini enerjiye dönüştürmeye yardımcı olan protein ve B vitaminleri de vardır.

Ahududu

Son çalışmalar, ahududunun kaslara oksijen verilmesini arttıran nitrik oksit üretimini artırabilecek bileşikler içerdiğini ortaya koymaktadır. Posa bakımından zengin olmasının yanı sıra, antosiyaninler ve elagitanninler kadar C vitamini de dahil olmak üzere güçlü antioksidanların en güçlü kaynağıdır. CrossFit gibi yoğun güç antremanlarında  antioksidanlar, kas dokusunun hasarını gidermekte ve iltihabı yumuşatmaya yardımcı olmaktadır.

Somon

Atletler, egzersiz sonrasında kaslarınızın daha hızlı iyileşmesini sağlamak için yüksek kaliteli protein ve anti-inflamatuar bileşikler üzerine dikkat ediyorlar. O halde birçok sporcu, enflamasyonun en iyi kaynağından olan omega-3’leri içeren somon yemesi hiç şaşırtıcı değil. 100 g somon 1000 mg dan fazla omega-3 yağ asidi   sağlar.