Yazılar

Alkol, gündelik hayatımızda çoğumuzun tükettiği bir içecektir. Alkol bazı zamanlarda sevdiklerimizle yediğimiz yemeğe eşlik eden bir içecek, bazen de eğlenmek için içtiğimiz bazen da gevşemek ve rahatlamak için gündelik yaşamdaki kaygılardan uzaklaşmak için kullandığımız bir baş etme yöntemimiz olabiliyor. Ama karşılığı bize kilo olarak dönüyor.

Alkol başta iştahı arttırarak sindirimi hızlandırır daha sonra midedeki alkol miktari artinca sindirim enzimlerinin yapısı bozulur ve midenin boşalma hızı yavaşlar. Yani alkol kan damarlarında ilk önce genişleme yapar daha sonra kan damarları daralır.mide ne kadar boş ise alkolün kana karışması o kadar kolay olur. Akşamdan kalmalık aşırı alkol aldığınızı ve bunu yaparken de kendinize yeteri kadar dikkat etmediğinizi gösterir. Çeşitli doğal ilaçlar semptomların giderilmesine yardımcı olabilir.

Akşamdan kalmalığın şiddeti tüketilen alkolün miktar ve cinsine göre değişir. Belirtileri ise mide bulantısı baş dönmesi ve en sık yaşanılanı baş ağrısıdır. Aynı zamanda , alkol böbreklerin normalden fazla su süzmedine neden olduğu için vücudun susuz kalmasına yol açar.

Araştırmalar, kilo ile birikte alkolün emilme hızının yavaşladığını ortaya koymuşlardır. Yani kilolu olan bir kişi de alkol daha yavaş kana karışır. Aynı zamanda aynı kilolarda aynı miktarda alkol alan  kadın ve erkeği karşılaştırdığımızda kadının kanındaki alkol oranı daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun nedeni , alkolü parçalayan enzimlerin kadınlar tarafından daha az miktarda üretilmesidir.

Yüksek miktarda alkol alımı iştah kapatacağı gibi , kan şekerini de düşürücü etki göstererek kişinin huzursuzluk , kaygı gibi sorunlar yaşamasına neden olur. Ayrıca alkol yüksek kalori karşılığında kısa süre bizi tok tutar. Bir gram yağ bize 9 kalori verirken 1 gram alkol 7 kalori verir. Bu durumda devamlı alkol tüketimi bize bol kalori olarak geri dönmekte. Ayrıca düzenli olarak yüksek alkol almak karaciğeri tahrip eder ya da bazı kanser türlerine yakalanma riskini arttırır.

Alkol alırken  yapılacaklar;

  • Alkolün kana karışma hızını yavaşlatmak için alkol almadan önce veya alkolle muhakkak bir şeyler yiyin.
  • Alkollü içeceklerle alkolsüz olanları dönüşümlü içerek veya alkollü içececkleri yudum yudum içmek suretiyle süreyi uzatarak alkol tüketimini azaltmaya çalışın.
  • İçkileri karıştırmayın ve size dokunan alkollerden uzak kalın.   Bazı ucuz alkollerde bulunan yüksek katkı maddesi ve yüksek tatlandırıcı ertesi gün daha rahatsız edebilir.
  • Alkol almadan önce ve sonra bol bol su içerek vücudunuzu susuz bırakmayın.

Sabah kalktığınızda ;

  • Kaybettiğiniz suyu hemen geri almak için büyük bir bardak su için.
  • Kaybedilen magnezyum ve potasyumu yerine koymak için kendinize muzlu bir milkshake hazırlayın. Böylece düşen kan şekeri seviyesini de normale çıkarmış olursunuz.
  • Kahve içmeyin.
  • Günde 3-4 kez biberiye çayı içerek baş ağrısına ve karaciğeri arındırmaya yardımcı olur.
  • Papatya çayı da içebilir böylece mide ve bağırsak tahrişini giderebilirsiniz.

Alkol limitleri

  • Önerilen resmi alkol sınırını aşan miktarlarda alkol tüketmeyin. Kadınlar için 2-3 kadeh erkekler için 3-4 kadeh önerilir. Bir kadeh alkol , çeyrek litre bira yada alkol derecesi %8-9 olan küçük bir kadeh şaraba denk gelmektedir.

Hangi içkide ne kadar alkol bulunur?

Bira da %3-7

şarap %12-14

likörler %24-60

votka  %40-45

viski %43

cin %47

rakı %45-50

 

 

 

Diyet lifi başlıca tahıl ve meyvelerde bulunmaktadır. Lifler farklılık göstermekle beraber çözünür olmayan diyet lifi bağırsak sağlığı ile ilgiliyken, çözünür diyet lifi, temel olarak kandaki kolesterolün düşürülmesi ve glukozun bağırsaktaki absorbsiyonunun azaltılması ile ilişkilidir. Diyet lifi, bağırsak kanseri ve kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı yararlı etkilere sahiptir.

Epidemiyoloji çalışmalar ,tahıllarda bulunan yüksek diyet lifi alımı glisemik kontrol ve insülin duyarlılığı da dahil olmak üzere sağlığa birçok faydası bulunduğunu göstermekte. Bununla birlikte , bütün tahılların ve lifin kilo kontrolü için faydalı olup olmadığı hakkında tartışmalar devam etmekte. Bu yeni çalışmada , katılımcılara sekiz hafta boyunca yiyecek sağlandı ve tahıl tüketiminin kilo kontrolü için nasıl yardımcı olduğuna bakıldı. Tahıl içerikli diyet yapan kişilere günlük önerilen diyet posa miktarı karışlanmış ve dışkı kaybı ile günde ekstra 100 kalori kaybetmişlerdir.

Araştırma ekibi, 40-65 yaşları arasında 81 erkek ve kadınla sekiz haftalık randomize bir çalışması yaptı. Çalışmanın ilk iki haftasında tüm katılımcılar aynı yiyeceklerle beslendi ve bireysel kalori gereksinimleri belirlendi . İki hafta sonra rastgele şekilde ayrılan katılımcılar tam tahıllar veya rafine edilmiş tahıllar içeren bir diyet ile beslendirildi. Diyetlerintahıl içerikleri farklıydı . Enerji, makro besin kompozisyonu, yiyecek türü ve yemek yapısı benzerdi.

Katılımcılardan sağlanan tüm yiyecekleri tüketmeleri ve yemedikleri yiyecekleri geri göndermeleri ve normal fiziksel aktiviteleri ile devam etmeleri istendi. Bunun amacı, tam tahılların rafine edilmiş tahıllarla karşılaştırıldığında, bazal metabolizması hızı ve dışkı enerji kayıplarının yanı sıra açlık ve dolgunluk duygusu üzerinde çalışmaktı.

Sekiz hafta boyunca, araştırmacıların kilo, metabolik hız, kan şekeri, fekal kalori, açlık ve doygunluk hisleri ölçüldü. Çalışmanın sonunda, tam tahıl ile beslenenler, rafine edilmiş tahılları yiyenlere kıyasla bazal metabolizma hızında ve dışkı enerji kayıplarında bir artışa sahiplerdi.

Bu araştırma, bütün tahılların bağırsak mikrobiyota etkisi üzerine bir araştırma ile birlikte yayınlandı. Her iki çalışma American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanmıştır.

Son 5 yılda egzersiz ve terapi olarak yogaya olan ilgi önemli ölçüde arttı. Yoga şimdi en fazla çalışılan  tamamlayıcı ve alternatif tıp tedavisi. Bir takım tıbbi durumu tedavi etmek için tek başına yada kombine kullanılan yoga hakkında yüzlerce araştırma ve incelemeler yapıldı.

En bilinen yoga ve diyetetik entegrasyonu muhtemelen Ornish Programı , kalp rahatsızlığını önlemek ve hatta tersine çevirmek için gösterilen diyet , egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin bir kombinasyonudır. Bir yoga uygulayıcısı olan Dean Ornish in MD programı , düşük yağlı vejetaryen diyet, ek olarak düzenli egzersiz ve grup desteği ile birlikte stress yönetimi için günlük 1 saat yoga içerir.

Yoga , hastaneler , özel klinikler ve özel muayenehaneler de dahil olmak üzere çeşitli diyetetik alanlarında kullanılmak için yeni bir araç olarak ortaya çıkıyor.

Bu makale yoga’nın tedavi edici yararları için bilimsel temelleri gözden geçiriyor, üç diyetisyenin şu anda yoga ve beslenme uygulamalarına nasıl entegre olduklarını ve yoga terapisi sertifikasyonu ve diyetetikte yoganın geleceği hakkında bilgi veriyor.

Yoga Bilimi 

Yoga uygulayıcılarının neden niçin yoga uyguladıklarını sorun , pek çok kişi cevap olarak yaşadığı stresi neden olarak gösterecektir. Bilimsel çalışmalar yoga hareketlerini  solunum teknikleri ve meditasyonla sadece kasları serbest bırakmak ve rahatlamak için değil aynı zamanda merkezi sinir sistemi ve beyni de etkileyerek vücuda  etki ettiğini göstermiştir.

2015 yılındaki bir araştırma, yoganın beyni yaşla ilişkili nörodejenerasyondan koruduğunu gösterdi. Bu çalışmadan elde edilen ikincil bir bulgu , ruh hali üzerine yoganın etkisiydi. Manyetik rezonans görüntüleme (MR), beyin hacmi farklılıklarını duygusal düzenlemeye pozitif yönde etkiledi. Uzun süre yoga uygulaması , pozitif duygu durumu ile bağlantılı olarak artmış sol orbitofrontal korteks hacmi ile ilişkilendirildi. Araştırmacılar, yoga uygulayan yılların “beyni kademeli olarak parasempatik yollarla tahrik edilen bir moda ve olumlu duyguların arttığı ” sonucuna varmışlardır.
Kaygı , sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinden oluşan otonom sinir sistemi aracılığıyla sağlanır.  Sempatik sinir sistemi doku ve organlara gönderdiği sinyallerle genel olarak vücudun aktivitesini , enerji tüketimini arttırıcı yönde hareket eder. Aynı zamanda korku , öfke , heyecan gibi stres yaratan durumlarda tepki oluşturmasını sağlar. Parasempatik sinir sistemi ise hareketlerimizi yavaşlatır. Vücutta enerjinin korumasını sağlayacak yönde etki eder. Örneğin kalp atışının yavaşlaması , sindirimin artması gibi. Tecrübeli yoga eğitmenleri , öne katlar, oturmuş çarpıklıklar, duvara bacaklar ve destekli onarıcı pozlar gibi bazı yoga pozlarının kaygıları hafifletmeye yardımcı olmak için uygularlar. Derin yoga solunumu, nefes almadan daha uzun olan nefes verme ile solunum ve kalp atım hızlarını yavaşlatarak vücudu sempatikten parasempatiğe götürürler.

Yoga yapanların beslenmesinde ;

  • gıda tüketimi ve gıda tercihleri ilgili konularda dikkatli olma duygusu
  • stres kaynaklı aşırı yeme duygusu
  • sağlıksız besinlerin vücutlarındaki etkileri hakkında farkındalık
  • azalmış besin istekleri
  • duygusal istikrar
  • benlik saygısı ve kendini kabullenme artar.

Beslenme bozukluğu olan yada stresli durumdan olan  bir birey derin nefes egzerszileri yaparak aşırı yemek yeme duygusunu bastırabilir. Yoga tekniklerini kullanmaya açık olan danışanlar  oturumlarında pranayama (nefes egzersizleri) ve meditasyon öğrenip  daha sonra bu teknikleri bir yemekten önce veya evde yiyeceklerden endişe duydukları zaman uygulayabilir.

Mevsimlik alerjiler , işyerinde veya okulda günlük hayatınızda uyku sorunları yaratır ve üretkenliğimizi azaltabilir. Aynı zamanda stres ve sıkıntı yaşatır. Alınan ilaçlar ise aşırı susama , ağız kuruluğu ve uyuşukluk gibi istenmeyen yan etkilere sahiptir.  Mevsimsel allerji semptomlarını azaltmak için bazı doğal yollar mevcuttur.

Alerji mevsimine girdiğimiz şu günlerde hapşırma olasılığınız daha aza inebilir.  Florida Gıda Ve Tarım Bilimleri Enstitüsünün yeni üniversitesi araştırması, probiyotik kombinasyonları  alerji mevsimleri süresince alınırsa , bahar nezlesi semptomlarının azaldığını göstermekte olduğunu savunuyor.

Birçok yayınlanmış araştırma, probiyotiklerin alerjilere karşı vücudun bağışıklık sistemini düzenleme yeteneği gösterirken , her probiyotik türünün de fayda sağlamadığını göstermekte. Yapılan çalışmalarda Allerjiler için tüm probiyotikler işe yaramıyor sonucuna varıldı.

Bilim adamları, laktobasillerin ve bifidobakterilerin probiyotik kombinasyonunun sindirim sağlığını ve bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olduğunu söylüyor Aynı zamanda da probiyotiklerin insan vücudunun düzenleyicisi olan T hücrelerinin yüzdesini arttırarark bahar  nezlesi semptonlarını azaltabilir düşüncesine vardılar ve bunun üzerine bir çalışma yaptılar.

Bu çalışmayı yapmak için , mevsimsel alerjilere maruz kalan ve rastgele 2 gruba ayrılan 173 sağlıklı erişkinleri kayır ettiler. Bazıları probiyotik kombinasyonu alırken bazıları plasebo aldılar. 8 haftalık deney boyunca her hafta katılımcılara rahatsızlık düzeylerini anlayabilmek için anket yapıldı. Bilim adamları ayrıca bakterilerin nasıl değiştiğini anlamak amacıyla  kişilerden gaita numunelerini analiz ettiler. Böylece probiyoriklerin bağırsakta yararlı bakterileri geliştirip geliştirmedğini takip ettiler.  Bu deney bahar dönemi boyunca uygulandı.

Çalışmada , probiyotik kullanan katılımcılar, plasebo alanlara kıyasla yaşam kalitelerinde iyileşme olduğunu bildirdiler. Katılımcılar daha az alerji ile ilgili burun sıkıntısı yaşadılar böylece günlük hayatlarında daha az sıkıntılı oldukları anlamına geldi.

 

 

Araştırmacılar bu çalışmanın şiddetli allerjik hastalığı içermediğini belirtti. Langkamp -Henken, bu probiyotik kombinasyonu , daha hafif mevsimsel alerjilere sahip kişiler için klinik yarar sağladığını vurguladı.