Yazılar

Artık herkes açlığı ve aşırı kilo kaybını övüyor. Her gün açlık sendromu içinde yaşıyoruz.

Günümüzde mankenler 40 yıl öncesine göre %25 daha zayıf. Bunu başarmak için çoğu yiyiyor, kusuyor, laksatif kullanıyor, sigara içiyor, diyet içecekler kullanıyor ve aşırı egzersizler yapıyor…

Hem Duygularımız , Hem yediklerimizi sindiremeden deneyimlediğimiz ACI, ÖFKE, KİN, HIRS, HÜZÜN gibi duyguları halledemeden BÜTÜNSEL İYİLEŞME gerçekleşemiyor maalesef.

Zihin aynı bir yazılım sistemi gibi işliyor.  Ruhumuz apayrı boyutlara kadar işleyen varlığımızken , bedenimiz ise onu neyle beslediğimizle enerjisini ve ömrünü biçtiğimiz taşıyıcımızdır.

Herkes aşırı kiloların tembel, disiplinsiz ve keyfine düşkün olduğunu  bilir.. kilo vermeye çalışan çoğu kişi şişman olmanın sizin hatanız olduğunu söyleyen kültürel mesajı içselleştirmiştir…

Sürekli devinim, dönüşüm halindeyiz. Hastalıklar da bizi bize anlatmak için gelir. Bazen iç çatışmalarımızdan boğulan ruhumuz bedenimizde olumsuz bir belirtiye yol açabilir…