Yazılar

Kefir; inek , koyun ,keçi ve kısrak sütüne , karnabahar benzeri kefir granülleri ilave edilrerek elde edilen etil alkol ve laktik asit fermantasyınlarının bir arada oluşturduğu hafif asidik karakterde, ferahlik veren fermente bir süt ürünüdür. Kefir , ekşi tadıyla ayrana probiyotik yapısıyla ise yoğurda benzemektedir. Kefire kendine özgü tadını veren maya florasıdır. Kolay sindirilebilir protein ve antibiyotik içermektedir. Kolay sindrilebilen besleyici bir gıda olduğu için çocuklar, hamileler, emziren anneler, yaşlılar ve kabızlık sorunu yaşayan kişiler için ideal bir içecektir. Laktoz intoleransı olan kişilerde rahatlıkla tüketebilir. Meyve ekleyerek tüketildiği gibi çorbalara ve keklere de ilave edilip pişirilerek de tüketilebilinir.

Kefirin ferantasyon sürecinde B1,B2 ve folik asit ve B12 ortaya çıkar.

 

Sinir sistemi üzerine etkili olan esansiyel aminoasitelerden biri triptofan ile kalsiyum ve magnezyumu bol miktarda bulundurur. Ayrıca kefir fosfor yönünden de çok iyi bir kaynaktır.

Yüksek tansiyona iyi gelir.

Kolesterolü düşürür. Gıdalarla alınan kolesterolü safra asitlerine dönüştürerek lipitlere oranla daha kolay emilmelerini sağlar. Böylece kan kolesterol düzeylerinde azalma meydana gelir.

Kalp koruyucudur. Damar sertliğini giderir.

Osteoporoz ve menapo döneminde kemik erimesini engeller.

Bronşit ve astım nöbetlerine iyi gelir.

Mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırır.

Patojen bakterilere karşı antibakteriyel bunun yanında iltihap önleyici etkiye sahiptir.

Kefir, kanser yapan maddeleri etkisiz hale getirerek antikanserojen etki göstermektedir.

 

Yaza yaklaştığımız bu günlerde yavaş yavaş diyet telaşı başladı. Malum kışın arkasına saklandığımız , bol kalın kazakların yerini yavaştan incecik kıyafetler alacak. Bikini sezonu zaten ayrı bir dert! Bikiniyle beraber gün yüzüne çıkan selülitler daha da problem! Şu zaman mücadeleye başlamanın tam vakti. Ne kadar erken başlarsak o kadar iyi sonuç alırız bunu unutmayın.

Bu yola başlarken doğru adımlar atmamız gerekiyor.

Bahar aylarındaki mevsim geçiş sürecini verimli ve sağlıklı geçirip yaza fit girebilmemiz için;

  • Metabolizmamızı kahvaltıyla hareketlendirmeliyiz. Gece boyunca vücut tüm besin öğelerini kullanır. Tükenen vücut öğeleriyle birlikte vücutta metabolizmasını yavaşlatır.

 

  • Metabolizmayı çalıştırmak için ikinci yapmamız gereken şey su içme alışkanlığı kazanmak. Bol su içmek vücutta yağların yakılmasını ve vücuttan atılmasını sağlar.
  • Kışın kapalı havalar, kalın giysikerke güneşten mahrum kaldık. D vit eksikliği kilo vermemizde büyük engeldir. D vitaminizi depolamak için günde en az 15 dk kollarınızı ve bacaklarınızı güneşle buluşturun.
  • Tek yönlü beslenmeyin. Özellikle çabuk acıktıran beyaz ekmek , patates , hamur işleri gibi basit karbonhidratlardan uzak durun. Basit karbonhidratlar karın bölgesi yağlanmayı arttırır.
  • Metabolizma hızlandıran baharatları , yeşil çay ve elma sirkesini sıklıkla kullanın.
  • Uyku düzeninize dikkat edin. 8 saatten az uyuyan kişilerin metabolizması daha yavaş çalışır.
  • Stresten uzak durun. Stres vücutta salgıladığı kortizon hormonu nedeniyle yağlanmanızı arttıracaktır.
  • Bol bol prebiyotik ve mayalı ürünler tercih edin. Turşu , elma sirkesi , yoğurt gibi fermente ürünler sağlığınıza sağlık katarak metabolizmanızı canlı tutacaktır.

 

 

Hamilelik anneler için çok özel bir deneyim. Hamile olduğunu öğrenen kadının ilk merak konnusu nasıl beslenmesi gerektiğidir.

Hamile bayanların ilk aylarda kilo almamalarının nedeni bulantı ve kusmalardır.  Kilo aldım diye ise paniğe kapılmayın aldığınız kilolar emzirme döneminde lazım olacak fakat yine de kilo sınırımız var . Max 12 kg!

Anne karnındaki bebeğin büyümesi ve gelişmesi , annenin günlük aldığı besinlerin plesanta aracılığı ile bebeğe taşınır. Fetus her koşulda enerji ve besin öğeleri gereksinimini annenin depolarından sağlamaktadır. Annenin hamile kalmadan önceki kilosu önemlidir. Gebeliğin ilk üç ayı süresince beklenen ağırlık kazancı 1-2 kg dır.

Daha sonraki dönemde haftalık ağırlık kazanımı 0.3-0.5 kg civarında beklenmektedir. Aşırı kilo doğumda zorluklara neden olabilir.

 

Gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenmenin bebeğe etkileri;

Zamanından önce erken doğum (premature)

Düşük doğum ağırlıklı bebekler ( doğum ağırlığı 2500 ün altında)

Ölü doğum

Bedensel ve zihinsel gelişimi yetersiz bebek doğumları

Folik asit yetersizliğine bağlı Nöral Tüp Defekti

Yarık damak ve dudak gibi sorunlar

Gebelikte en sık görülen durum demir yetersizliği anemisidir. Bunun en büyük sebebi 2 yıl ara vermeden yapılan sık doğumlardır. Demir kaynakları; et ve türevleri , sakatat , yumurta , koyu yeşil yapraklı sebzeler , kurubaklagiller , kuru üzüm , badem ve ısırganda oldukça yüksek miktarda bulunurlar.

Gebelikte yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Yeterli protein ve yağ alınsada karbonhidrat yetersizliği bebeğin zihinsel gelişimi açısından risk taşımaktadır. Burda dikkat etmemiz gereken basit karbonhidratları tüketmemektir.

Gebelikte kolesterol yükselmesi olabilir. Doğumdan 1-2 ay sonra normal değerlere dönmektedir.

Gebelik döneminde D vitamini ve kalsiyumda oldukça önem taşımaktadır. Kalsiyum birikiminin %70 i gebeliğin son 3 ayında gerçekleşmektedir. Gebeliğin ilerlemesiyle annenin kalsiyum miktarı düşerken fetusun kalsiyum düzeyleri artış gösterir. Kordonun kesilmesiyle anneden kalsiyum geçişi durur. Bu nedenle kalsıyum gereksınımı hamılelık döneminde artmaktadır. Yeterli düzeyde D vit ve kalsiyum alamayan annelerin kemiklerinde erime başlamaktadır.

Anneden bebeğe yeteri kadar D vitami ve kalsiyum geçemeyeceği için bebeğin kemik gelişimi de yavaş olacaktır.

Sizin için özel olan bu dönemi  beslenme uzmanlarıyla en iyi şekilde geçirmenizi tavsiye ediyoruz.

 

Yanlış diyetler , sağlıksız  beslenme ve uyku düzensilğiyle  metabolizmanızı yavaşlatanlardan mısınız?

Peki ne yapacağız?

  1. Güne 1 bardak ılık su ile başlayın.
  2. Kahvaltıyı atlamayın. Gece boyunca düşen metabolizma hızını kahvaltıyla hızlandırın.  Kahvaltınızı maydanozla zenginleştirin.
  3. Elma , limon gibi narenciye grubuna ara öğünlerinize ekleyin. Sitrik asidi yüksek besinler metabolizmayı hızlandırır.
  4. Yiyeceklerinize muhakkak baharat ekleyin.
  5. Günde 3 lt su tüketiniz.
  6. 8 saat uyumaya özen gösterin. Zira yorgunluk sizi daha çok yemek yemeye itecektir.
  7. Daha çok hareket edin.
  8. Tuzu azaltın. Tuz tüketimi kan şekerinizin dalgalanmasına sebep olur.
  9. Kaslarınızı arttırın. Yüksek kas oranı yüksek metabolizma demektir.
  10. Günde 2 bardak yeşil çay tüketin.