Yazılar

Vitaminler, vücutta bir çok farklı fonksiyonu olan ve genellikle besinlerle alınması gereken mikrobesinlerdir. Hücre çoğalması ve diferansiyasyonu üzerindeki etkileri ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır.

Vitaminlerin kanser hastalağında genel işlevi; karsinojen oluşumunu önlemek, detoksifikasyonu artırmak, hücre replikasyonu, malignansiyi ve denetimi kontrol etmek ve hücreler arası iletimi sağlamaktır.

Oksidatif stresin kansere neden olabileceği bilinmektedir. Yapılan bir çalışmada ise antioksidan takviyesi alan gastrointestinal kanserden ölüm oranları incelenmiştir. Sonuç olarak antioksidan takviyesi alanlarda gastrointestinal kanseri önleyebileceğine dair kanıt bulunmadı hatta genel mortaliteyi artırdığı saptanmıştır

Meme kanserli kadınların antioksidan vitamin alımının hastalığının tekrarının azalmasını ve mortalitesini durdurmuştur. E vitamininin kullanımı (10-40mg ve 40 mg‘dan fazla) ve C vitamini alımı (60-500 ve 500 mg ‘dan fazla) ile hastalık oluşumu ters etki göstermiştir. Tanı konulmadan önce, ya C ya da E vitaminlerinden birinin dört yıl veya daha uzun süre kullanılmasının güçlü ve önemli düzeyde riski durdurduğu savunulmaktadır. Tanıdan sonra E vitaminini alımının ise hastalık riskini tekrarladığı ve mortaliteyi kısmen azalttığı ancak tek başına C vitamininin bunu yapamadığı saptanmıştır. Antioksidanların uzun süreli kullanımı meme kanseri riskini ve tekrarını azaltmaktadır

A VITAMINI VE KANSER

Dermatoloji literatüründe, A vitamininin foto hasarlı deride kanser gelişimini önleyici etkilerini , β karotenin ultraviyoleyeye bağlı deri kanseri gelişimini engelleyici etkilerini karotenoidlerin ultraviyole eritemine karşı koruyucu etkilerini (en az 10 hafta kullanımından sonra) gösteren çalışmalar bulunmaktadır

Meme, baş ve boyun, akciğer kanseri, pankreas kanseri gibi pek çok farklı kanser türünde yapılan gözlemsel ve randomize çalışmalarda, kemoterapi-radyoterapi tedavisi ile ortaya çıkan yan etkilere karşı A vitamininin etkinliği incelenmiş. Hayatta kalma süresi ve tümör cevabının artmasının yanı sıra, yan etkilerin azaldığı gözlenmiştir

Sebze ve meyveden zengin beslenenlerde, özellikle karotenden zengin beslenenlerde servikal kanser görülme oranı çok düşüktür

Düşük seviyede A vitamini alımı gibi immün fonksiyonları baskılayan durumlarda enfeksiyöz hastalık ve kanser riskinde artış olduğu gösterilmiştir.

 

D VİTAMİNİ VE KANSER

Laboratuvar çalışmalarında D vitaminin kanser kültür hücreleri üzerinde yapılan araştırmalarda D vitamininin kansere karşı koruyucu etkisi olduğu görülmüştür.

Kolon, prostat ve meme kanseri insidansının UV ışınlarının bol olduğu bölgelerde daha düşük olduğu gösterildi. Bununla birlikte, bu çalışmaların çoğu klinik çalışmalar olup, güneş ışınlarından yeterince faydalanamayan dolayısıyla D vitamini düzeyi düşük olan ülkelerde yapılmıştır. 1095 erkek olguyu içeren bir çalışmada serum 25 (OH) D düzeyinin 25 nmol/L’nin üzerinde bulunmasının total kanser insidansını %17 oranında azalttığı bildirilmiştir. 16.818 erişkini içeren geniş ölçekli bir başka çalışmada total kanser mortalitesi ile D vitamini arasında bir ilişki saptanmamıştır. Diğer yandan oral D vitamini alımı ile kanser sıklığı, kanser tiplerine göre farklılık göstermektedir. Örnek olarak; D vitamini desteği sağlananlarda meme kanseri riski düşük bulunmuş iken, kolon ve prostat kanserlerinde sonuçlar farklılık arz etmektedi
Bir çalışmada D vitamini düzey ile kolorektal kanser sıklığı arasında ters bir ilişki saptanmıştır. Bu çalışmada serum 25(OH)D düzeyi 80 nmol/L nin üzerinde bulunan olgularda, 50 nmol/L nin altında olanlara göre kolorektal kanser sıklığında %72 oranında azalma saptanmıştır.

E VİTAMİNİ VE KANSER

Epidemiyolojik çalışmalar E vitaminini akciğer ve serviks kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Bunla beraber yüksek dozda alınan vitamin erkeklerde akciğer kanser riskini azaltmadığını göstermektedir. Takip edilen bir çalışma verileri E vitamini desteğinin prostat kanser riski ile ilintili olmadığını ancak sigara içenlerde prostat kanser riski ile ters ilntili olduğunu göstermektedir. Bunlar E vitamini desteği alan %34’u prostat,%16’sıda kolorektal kanserli erkek sigara içenlerden geniş klinik çalışmalarla desteklenen verilerdir.

Prostat, meme, cilt ve akciğer kanserlerini içeren bazı kanser çeşitlerinde Vit E’in kanser büyümesini durdurabildiği ve çeiitli dozlarda kemoterapodik ajanlar verilen farelerde prostat tümörlerinin büyümesinin Vit E tarafından yavaşlatıldığını bildirilmiştir

Hindistan’da yapılan bir çalışmada da oral kanserli grupta plazma E ve C vitamin konsantrasyonlarının anlamlı derecede daha düşük olduğu tespit edilmiştir

C VİTAMİNİ VE KANSER
Diyette günlük yeteri miktarda alınan E ve C vitaminlerinin %30 oranında hastalık riskini azalttığı belirtilmektedir. Yetersizliğinde; ozofagus, mide, larinks ve serviks kanser riskini artırmaktadır. Limon suyu gibi vitamin içeriği yüksak yiyecekler ise mide kanserlerinden koruyucu olmaktadır.
Epidemiyolojik çalışmaların sonucunda, diyette bol miktarda sebze meyve tüketimiyle alınan C vitaminin mide kanseri riskini azalttığı ve olasılıkla ağız, farinks, ozofagus, akciğer, pankreas ve serviks kanser riskini durdurduğu ortaya çıkmıştır.

2030 yılında 24 milyon insan kansere yakalanacaktır.17 milyon insan aynı yıl yaşamını kanser nedeniyle yitirecektir. 75 milyon insan ise kanser ile yaşıyor olacaktır. Bu artışın %75’inin ülkemizin de içinde bulunduğu gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde ortaya çıkacak olması ülkeleri kanseri önleme programlarına ağırlık verilmesini zorunlu tutuyordu. Sebze ve meyve tüketimi artırılması öncelikli alınması gereken önlemlerden biridir.

Meme kanserli kadınlarda antioksidan vitamin alımının hastalığın tekrarını azaltmış ve mortaliteyi durdurmuştur.

Kanserden diyabete , kalp hastalıklarından bağışıklık sistemine kadar koruma sağlayan bu antioksidan besinlere diyetinizde yer açın. Sırf zayıflamaya yardımcı değil aynı zamanda hastalıklara karşıda önleyici bu besinler her geçen gün ivme kazanıyor.

Chai tohumu: İçerdiği omega-3 yağ asitleri kan kolesterol düşürücü ve kalp hastalığını önleyici etkisi vardır. Bu tohumlar %25 -40 arası yağ , %60 omega-3 , %20 omega-6 içerir. Bu yağ asitleri insan sağlığı için oldukçe önemlidir. Gluten içermediğinden dolayı gluten enteropatisi ve çölyak hastası olanlarda rahatlıkla tüketebilir.. Detoks sıvılarınız da da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Keten tohumu : Keten tohumuda omega-3 içeriğinden zengindir. Bu nedenden dolayı keten tohumu damarları genişleterek kan dolaşımını hızlandırır. Sabah kalktıktan sonra yada yoğurtlarınıza bir yemek kaşığı keten tohumu ilave edebilirsiniz. Keten tohumunuzu öğütülmeden alın ve kullanacağınız zaman öğütün.

Karabuğday : Karabuğdayın anavatanı Asya ülkeleridir. Hipoglisemik şifalı bitki diye bilinir. Bol miktarda flavonoidler , fitosteroller, diyet lifi ve antioksidanlar içerir. Bu besinde gluten içermez. Salatalarınıza 2 yemek kaşığı haşlanmış karabuğday ilave ettiğinizde hem yararlılığını arttırır hemde daha uzun süre tokluk hissi oluşur.

Yeşil çay: Çay dünyada en çok tüketilen içeceklerden biridir. Ve çaylar arasında en sağlıklı olanıdır. Içerdiği kateşinler ve polifenoller sayesinde antikanser ve grip önleyici özelliği vardır. Immün sistem üzerinde çok etkilidir.antioksidan aktivitesinin yanı sıra metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de vardır. Günde 2 fincan yeşilçay içmeye özen gösteriniz. Tarçın kullanırsanız kan şekerinizi düzenlemeye de yardımcı olmuş olursunuz. Spordan önce 1 fincan tüketebilirsiniz.

Yulaf: İçerdiği lifler uzun süre tok tutar , spor öncesi de hem kan şekerinizi uzun süre dengede tutar hemde karbonhidrat ihityacınızı karşılar. Sütün yada yoğurdun içine 3-4 yemek kaşığı yulaf ezmesi enerjinizi uzun süre korumanıza yardımcı olur. Kolesterole yardımcıdır ve kalorisi düşük alternatif bir besindir.

Yumurta :  Anne sütünden sonra gelen vücutta %100 oranında kullanılan mucizevi protein kaynağıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirici a vitamini, beta karoten ve çinko içerir. Gözlerimize ve cildimize iyi gelir. Diyetlerinizin vazgeçilmesi yumurta uzun süre tok tuttuğu için de son derece önemlidir.  Sabah kahvaltılarında 2 adet yumurta tüketebilrsiniz. Hafta da 7 ve üzeri yumurta tüketenlerin daha az tüketenlere göre kalp krizi riskinin önemli derecede azaldığı çalışmalar sonucu açıklanmıştır.

Kuşkonmaz: Kuşkonmaz kanın pıhtılaşmasında ve kemiklerin güçlenmesinde rol alan K vitamininden zengindir. Aynı zamanda bitkisel demir kaynağıdır. Yüksek folat içerdiğinden dolay depresyonu olumlu etkiler. k vitamininden zengin beslenme kan sulandırcı ilaç kullananlar için uygun eğildir.,

Avokado :Avokado yağda çözünen vitaminlerden A;E ve K viitaminlerinden zengindir. Avokado içerdiği omega-3 ve E vitamini sayesinde alzheimer riskine karşı da koruyucudur.Minaraller olarak magnezyum , potasyum , demir ve bakırdan zengindir. Muzdan %35 daha fazla potasyyum içerir.Avokado kilo yönetimi ve kan şekeri seviyesini içerdiği yüksek posa sayesinde dengeler. Çoğu meyveye göre az şekerli ve protein içeriği yüksek bir meyvedir.salatalarımızda yağ yerine yarım avokado kullanabiliriz.

Kinoa : Yüksek kalite protein lizin , metionin gibi esansiyel aminosaitlerden dengeli bir besin bu nedenle vejateryanlerin beslenme türüne uygun. Lif içeriğinden dolayı tahıllara göre daha fazla tok tutma özelliğine sahip. Kilo yönetimi için alternatif mükemmel bir kaynak. Bunların dışında antimikrobiyal , antiinflomatuar, kolesterol düşürücü aktiviteleri gibi birçok fizyolojik aktiviteleriyle popüler besinler arasındadır.Gluten içermez.

Brokoli: Brokoli antikanser besinlerin en önemlilerinden biridir.Östrojeni baskılayarak özellikle meme , serviks ve yumurtalık kanserine karşı koruyuculuk göstermektedir. Kalsiyum ve C vitamininde zengin bir besin olduğu için yağ yakım metabolizmasında önemli olan kalsiyum emilimini sağlar. Aynı zamanda çok iyi bir folik asit kaynağıdır.Haftada 2 gün sofralarınzda yer vermelisiniz.