Yazılar

Hamilelik anneler için çok özel bir deneyim. Hamile olduğunu öğrenen kadının ilk merak konnusu nasıl beslenmesi gerektiğidir.

Hamile bayanların ilk aylarda kilo almamalarının nedeni bulantı ve kusmalardır.  Kilo aldım diye ise paniğe kapılmayın aldığınız kilolar emzirme döneminde lazım olacak fakat yine de kilo sınırımız var . Max 12 kg!

Anne karnındaki bebeğin büyümesi ve gelişmesi , annenin günlük aldığı besinlerin plesanta aracılığı ile bebeğe taşınır. Fetus her koşulda enerji ve besin öğeleri gereksinimini annenin depolarından sağlamaktadır. Annenin hamile kalmadan önceki kilosu önemlidir. Gebeliğin ilk üç ayı süresince beklenen ağırlık kazancı 1-2 kg dır.

Daha sonraki dönemde haftalık ağırlık kazanımı 0.3-0.5 kg civarında beklenmektedir. Aşırı kilo doğumda zorluklara neden olabilir.

 

Gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenmenin bebeğe etkileri;

Zamanından önce erken doğum (premature)

Düşük doğum ağırlıklı bebekler ( doğum ağırlığı 2500 ün altında)

Ölü doğum

Bedensel ve zihinsel gelişimi yetersiz bebek doğumları

Folik asit yetersizliğine bağlı Nöral Tüp Defekti

Yarık damak ve dudak gibi sorunlar

Gebelikte en sık görülen durum demir yetersizliği anemisidir. Bunun en büyük sebebi 2 yıl ara vermeden yapılan sık doğumlardır. Demir kaynakları; et ve türevleri , sakatat , yumurta , koyu yeşil yapraklı sebzeler , kurubaklagiller , kuru üzüm , badem ve ısırganda oldukça yüksek miktarda bulunurlar.

Gebelikte yeterli ve dengeli beslenmek çok önemlidir. Yeterli protein ve yağ alınsada karbonhidrat yetersizliği bebeğin zihinsel gelişimi açısından risk taşımaktadır. Burda dikkat etmemiz gereken basit karbonhidratları tüketmemektir.

Gebelikte kolesterol yükselmesi olabilir. Doğumdan 1-2 ay sonra normal değerlere dönmektedir.

Gebelik döneminde D vitamini ve kalsiyumda oldukça önem taşımaktadır. Kalsiyum birikiminin %70 i gebeliğin son 3 ayında gerçekleşmektedir. Gebeliğin ilerlemesiyle annenin kalsiyum miktarı düşerken fetusun kalsiyum düzeyleri artış gösterir. Kordonun kesilmesiyle anneden kalsiyum geçişi durur. Bu nedenle kalsıyum gereksınımı hamılelık döneminde artmaktadır. Yeterli düzeyde D vit ve kalsiyum alamayan annelerin kemiklerinde erime başlamaktadır.

Anneden bebeğe yeteri kadar D vitami ve kalsiyum geçemeyeceği için bebeğin kemik gelişimi de yavaş olacaktır.

Sizin için özel olan bu dönemi  beslenme uzmanlarıyla en iyi şekilde geçirmenizi tavsiye ediyoruz.

 

Yumurta anne sütünden sonra gelen ve vücutta yüzde yüz kullanılan çok önemli bir besindir.

İçerdiği 6 gr yüksek kaliteli protein sayesinde tüm gün boyunca zinde kalmanıza yardımcı. Yumurta sarısının içinde bulunan kolin maddesi ise , normal vücut aktivitesini , karaciğer fonksiyonlarını , vücuda besin maddelerinin taşınmasını sağlar. Ayrıca bebeğin hafıza işlevlerinin gelişiminde anahtar rol oynar.

Yumurta ile ilgili doğru olmayan oldukça fazla bilgi vardır. Çoğu insan kolesterolü yükseleceği düşüncesi ile hergün yumurta yemeyi istemez. Bir çok kişi de çok fazla yediğinde alerji olacağından korkar.

Yumurtanın rengi farklı demek kalitesi farklı demek değildir. Bu renkler tavuğun beslenmesine ve tavuk cinsine   göre farklılık göstermektedir. Arpa , yeşil otla beslenen tavukların rengi koyu sarı , hazır yemle beslenenlerin rengi daha çık sarıdır. A vit bakımından farklılık göstermez.

 Yumurta karbonhidrat ve şeker içermez. İçerdiği protein kaliteli proteindir. Yumurta beyazında yağ yok denecek kadar azdır. Yumurta sarısında ise kolesterol vardır. Fakat bu kolesterol zararlı değil tam tersine yararlıdır!

Yumurta sarısı ve beyazı arasında besin öğesi içeriği açısından farklar bulunmaktadır. Yumurta beyazı sarısına göre birçok amino asidi fazla içermekle beraber sarısında da daha yüksek protein bulunmaktadır. Ayrıca sarısında A,E,D ve kolin daha fazla bulunur. Yumurta beyazından sodyum , magnezyum çok iken sarısında demir, kalsiyum ve çinko bulunmaktadır. İkisinde de farklı besin öğeleri bulunduğu için bir bütün olarak yenmelidir. Bu kadar faydalı bir besini hem kalp ve karaciğer hastalıklarından korunmak , hem spor yaparken kas volümünü arttırmak hemde tok kalmak açısından önemlidir.

Çift sarılı yumurtalar genellikle genç tavuklar tarafından büyük ebatlı  yumurtalar ise yaşlı tavuklar tarafından üretilir.

Yumurtanın kabuğunda 7 bin ile 17 bin arasında gözenek vardır. Bu nedenle yumurtaları yıkayıp muhafaza etmek daha çabuk bozulmalarına neden olur. Tüketeceğiniz zaman yıkamanız daha doğrudur.

Yumurta fazla beklediğinde sarısının etrafında koyu renkte bir halka oluşmaktadır. Bu besin değerinin düştüğünü gösterir.

Yumurta kabuğunun kalsiyum oranı çok yüksektir. Kabukları toz haline getirip kalsiyum takviyesi olarak kullanilabilir.

 

Beslenmenin yaşamın her anında etkili olduğu bir gerçektir. Besinlerin cinsel fonksiyonları geliştirmede , afrodizyak etkide yada libidomuz üzerinde doğrudan etkisi var. Daha büyük olasılıkla, bazı mineral ve mineral azaldığında nedeniyle arzu eksikliği olur. Peki libidoyu güçlendiren besinler neler?

İSTİRİDYE

En iyi afrodizyak besinlerden biridir. Listenin en üst sirasinda yer alan bu özel deniz ürünü içerdiği yüksek çinkodan dolayi testesteron seviyesini yükselterek cinsel arzuyu arttirir. Çinko eksikliği erkekte iktidarsızlığa neden olabilir. En az haftada bir kez deneyin.

KARPUZ

Genelde seksi besinler arasında düşünülmezken kan dolaşımını arttırmak ve ereksiyon kalitesini iyileştirmekte.

KIRMIZI BIBER

Acı ve ateşli olan biberde kapsaisin adında enzim bulunmaktadır. Bu özel enzim kan dolaşımını arttırmakta. Buda libidonu yükseltmene yardımcı olmaktadır. Ayrıca dil üzerinde ısının hissedilmesi endorfin yani mutluluk hormonu sentezlemek için beyne uyarı gönderir.

MUZ

Muz içerdiği yüksek minerallerden dolayı afrodizyak besinlerde üst sıralarda yerini alır. Magnezyum, potasyum ve B vitamini libidoyu artırmak için önemli. Erkeklerde cinsel isteği artırmak için bilinen bromeliad enzimleri içerir. İçerdiği yüksek potasyumdan dolayı orgazm için önemli besinlerdendir.

AVOKADO

İçerdiği E ve B6 vitamininden dolayı afrodizyak besinlerden mükemmel bir tercih. Avokadoda seks hayatını güzelleştircek kadın ve erkeklerde bulunan östrojen , progesteron ve testesteron hormonlarının salımını uyarır.

ÇİKOLATA

Bitter çikolata erkek hem de kadınlarda cinsel heyecan duygularına yol açan feniletilamin bulunmakta. Sadece bir parça bitter çikolata mükemmel bir cinsel yaşam elde etmenize yardımcı olabilir! 20 g çikolata yeterli olcaktır.

KIRMIZI ŞARAP

Vücudun dinlenmesine yardımcı olan antıoksidanlardan resveratrol içerir. Cinsel ilişki boyunca kan akımına ve cinsel organlara kan akışını sağlamada yardimci olur. İyi bir cinsel hayat için en iyi içeceklerden biri.

NAR

Yüksek antioksidan nedeniyle cinsel arzularini en üst seviyede yaşayacaksin. Nar kan damari çeperini korur ve cinsel organlara daha hızlı kan akımını sağlar. Bu nedenle genital bölgenin duyarlılığını arttırır.

KEREVİZ

Kereviz iktidarsızlık tedavisi için eski Çinli ilaçlardan biridir. Kadınlarda erotik arzu uyandıran bir erkeklik hormonu olan androsteron içerir.Bu özelliklerinden dolayı Kereviz uzun çok güçlü bitkisel Viagra olarak bilinmektedir. Ayrıca, kereviz sağlık deposudur.. Kereviz inflamasyonu azaltır. Kerevizdeki mineraller sinirleri yatıştırır.

ZENCEFİL

Hem vücut ısısını arttırma hemde içerdiği çinkonun etkisiyle testosteron miktarını ve cinsel gücü arttırıcı etkisi var.

Kulaktan dolma, reklamlarda gördüğünüz yöntemlerle kilo vermeye çalışırken dikkat!
Zayıflayayım derken, iyice şişmanlayabilir, sağlığınızdan olabilirsiniz. Şişman bireyler
vücutlarında bulunan yağlardan kurtulmak için sihirli ilaçlar, metotlar arıyorlar, Şişmanlıktan
kurtulmak için uygulanan bu yöntemler şöyle sıralanabilir:

* İlaç tedavileri
* Naylon eşofman, sauna eşofmanı vs..
* Bölgesel egzersizler, pasif jimnastik vs..
* Düşük kalorili diyetler
* Diuretik maddeler içeren gıda maddeleri (sıvı kaybı sağlayan)
* Tek tip gıda maddeleriyle beslenme.

Aslında bu yöntemlerin hepsi kilo vermenizi sağlar fakat ne yazıkki verdiğiniz kiloların
birçoğu yağdan gitmez. Asıl amaç, vücuttaki yağ oranımızı dengelemek, yani vücutta bulunan
yağ kitlesinden sağlıklı biçimde kurtulmaktır. Yukarıda sayılan yöntemlerle istediğiniz kiloya
inebilseniz dahi, vücudunuzun istediğiniz görüntüye ve sağlığa kavuşmasını
sağlayamayabilirsiniz. Eskiden yağlı ama yine de sert kol ve bacaklarınız ölçü olarak biraz
daha incelse de, vücudunuz o eski sertliğini yitirebilir, kas kitlesi azalacağı için uzuvlarınız
yağların iyice belirginleştiği bir şekilde ortaya çıkabilir. Bu tip yollarla kilo verenler daha
sonra alacakları kilolarla vücutlarındaki yağ oranını daha da artıracak, böylece sağlığını iki
misli tehlikeye sokmuş olacaktır. Geçici yöntemlerle, vücudumuz için çok gerekli kas
kitlelerini kaybetme riski büyüktür. Yağ yakmak için, metabolizmanın sağlıklı ve düzenli
çalışmasını sağlayacak gıda maddeleri dengeli olarak alınmalıdır. Kas – yağ oranına göre
vücudun sistemi belirlendikten sonra egzersiz programı kişiye özel uyarlanmalıdır. Kas
çalışmalarının yanında; yürüme, koşma, bisiklet gibi egzersizlerden biri seçilerek, yaşa göre
hesaplanacak nabız sayısında egzersiz yapılmalıdır. Ağırlık çalışmaları yapılmaksızın diyetle
birlikte uygulanan uzun süreli yürüyüş, koşu vs. gibi aktiviteler ise, kas kitlesini küçültecek,
böylece hem görüntü hem sağlık olarak bazal metabolizmayı olumsuz etkileyecektir. Bundan
kurtulmak için ağırlık çalışmaları, yürüyüş, koşu, bisiklet türündeki çalışmalar, doğru
beslenme programıyla birlikte yürütülmelidir. Şişmanlık tedavisi için uygulanacak egzersiz
programları kişiye özel olarak ve bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanmalıdır.