Yazılar

Diyette canınız kısır çekiyorsa bu salata tarifi sizi çok rahatlatacak. Kalorisi oldukça düşük olan bu salatamızdan dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz.

 

Malzemeler

  • 1 orta boy karnabahar
  • 1 tutam maydonoz
  • Bir tutam kıvırcık
  • 1 küçük kuru soğan
  • 1 domates
  • 1 salatalık
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • İstenilen baharatlar ve limon

Yapılışı 

Karnabaharları blenderdan geçirip bulgur kıvamına getirin. Doğradığımız soğanlarla birlikte karnabaharları kavuruyoruz. Baharatları atıp harmanlıyoruz. Son olarakta ayrı bir kapta doğradığımız yeşilliklerle harcımızı karıştırıyoruz.

Alkol, gündelik hayatımızda çoğumuzun tükettiği bir içecektir. Alkol bazı zamanlarda sevdiklerimizle yediğimiz yemeğe eşlik eden bir içecek, bazen de eğlenmek için içtiğimiz bazen da gevşemek ve rahatlamak için gündelik yaşamdaki kaygılardan uzaklaşmak için kullandığımız bir baş etme yöntemimiz olabiliyor. Ama karşılığı bize kilo olarak dönüyor.

Alkol başta iştahı arttırarak sindirimi hızlandırır daha sonra midedeki alkol miktari artinca sindirim enzimlerinin yapısı bozulur ve midenin boşalma hızı yavaşlar. Yani alkol kan damarlarında ilk önce genişleme yapar daha sonra kan damarları daralır.mide ne kadar boş ise alkolün kana karışması o kadar kolay olur. Akşamdan kalmalık aşırı alkol aldığınızı ve bunu yaparken de kendinize yeteri kadar dikkat etmediğinizi gösterir. Çeşitli doğal ilaçlar semptomların giderilmesine yardımcı olabilir.

Akşamdan kalmalığın şiddeti tüketilen alkolün miktar ve cinsine göre değişir. Belirtileri ise mide bulantısı baş dönmesi ve en sık yaşanılanı baş ağrısıdır. Aynı zamanda , alkol böbreklerin normalden fazla su süzmedine neden olduğu için vücudun susuz kalmasına yol açar.

Araştırmalar, kilo ile birikte alkolün emilme hızının yavaşladığını ortaya koymuşlardır. Yani kilolu olan bir kişi de alkol daha yavaş kana karışır. Aynı zamanda aynı kilolarda aynı miktarda alkol alan  kadın ve erkeği karşılaştırdığımızda kadının kanındaki alkol oranı daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun nedeni , alkolü parçalayan enzimlerin kadınlar tarafından daha az miktarda üretilmesidir.

Yüksek miktarda alkol alımı iştah kapatacağı gibi , kan şekerini de düşürücü etki göstererek kişinin huzursuzluk , kaygı gibi sorunlar yaşamasına neden olur. Ayrıca alkol yüksek kalori karşılığında kısa süre bizi tok tutar. Bir gram yağ bize 9 kalori verirken 1 gram alkol 7 kalori verir. Bu durumda devamlı alkol tüketimi bize bol kalori olarak geri dönmekte. Ayrıca düzenli olarak yüksek alkol almak karaciğeri tahrip eder ya da bazı kanser türlerine yakalanma riskini arttırır.

Alkol alırken  yapılacaklar;

  • Alkolün kana karışma hızını yavaşlatmak için alkol almadan önce veya alkolle muhakkak bir şeyler yiyin.
  • Alkollü içeceklerle alkolsüz olanları dönüşümlü içerek veya alkollü içececkleri yudum yudum içmek suretiyle süreyi uzatarak alkol tüketimini azaltmaya çalışın.
  • İçkileri karıştırmayın ve size dokunan alkollerden uzak kalın.   Bazı ucuz alkollerde bulunan yüksek katkı maddesi ve yüksek tatlandırıcı ertesi gün daha rahatsız edebilir.
  • Alkol almadan önce ve sonra bol bol su içerek vücudunuzu susuz bırakmayın.

Sabah kalktığınızda ;

  • Kaybettiğiniz suyu hemen geri almak için büyük bir bardak su için.
  • Kaybedilen magnezyum ve potasyumu yerine koymak için kendinize muzlu bir milkshake hazırlayın. Böylece düşen kan şekeri seviyesini de normale çıkarmış olursunuz.
  • Kahve içmeyin.
  • Günde 3-4 kez biberiye çayı içerek baş ağrısına ve karaciğeri arındırmaya yardımcı olur.
  • Papatya çayı da içebilir böylece mide ve bağırsak tahrişini giderebilirsiniz.

Alkol limitleri

  • Önerilen resmi alkol sınırını aşan miktarlarda alkol tüketmeyin. Kadınlar için 2-3 kadeh erkekler için 3-4 kadeh önerilir. Bir kadeh alkol , çeyrek litre bira yada alkol derecesi %8-9 olan küçük bir kadeh şaraba denk gelmektedir.

Hangi içkide ne kadar alkol bulunur?

Bira da %3-7

şarap %12-14

likörler %24-60

votka  %40-45

viski %43

cin %47

rakı %45-50

 

 

 

Malzemeler 

  • 1/4 avokado
  • 1 adet küçük salatalık
  • 1/2 yeşil elma
  • maydonoz
  • maden suyu

Hepsini blenderdan geçirip içiyoruz. Afiyet olsun.

Gelişmekte olan ülkelerde beş yaşından küçük 200 milyonu aşkın ço­cuk malnütrisyonludur(kötü beslenmektedir). Gelişmekte olan ülkelerde her yıl 12 milyon beş yaş altı çocuk ölümünün yarısından çoğunu mal­nütrisyon oluşturmaktadır. Malnütrisyon, çocukların zihinsel yeteneklerin­de kayba, sık enfeksiyonlara, kalıcı zihinsel ve bedensel özürlülüklere ne­den olabilmektedir. Malnütrisyon anne sütünün erken bırakılması, çocuk­ların besin ve besin öğesi gereksinmelerinin yeterince karşılanamaması, yoksulluk, hijyen eksikliğine bağlı sık enfeksiyonlar nedenleriyle ortaya çıkmaktadır.

 İLK 6 AY ANNE SÜTÜ

Anne sütü üstün içeriği ve özellikleri ile yenidoğan bir bebeğin tüm besin öğesi gereksinimini , 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen en uygun besindir. Ilk 6 ay anne sütü alan bebeğin suya bile ihtiyacı yoktur , çünkü anne sütü bebğin su ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır.

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003’ e göre ilk 6 ayda sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yaklaşık %21 dir.

 NEDEN ANNE SÜTÜ?

 Yapılan çalışmalarda ; anne sütü alan çocukların beş yaşına geldiklerinde bilişsel işlevlerinin diğer çocuklarına göre daha yüksek olduğu gösterilmiştir.

Anne sütüyle beslenen çocuklarda konuşma sorunlarının daha az olduğu ve matematik puanlarının daha yüksek olduğu da bildirilmiştir.

 

  • ⇒ Besin ögesi bileşimi bebeğin gereksinmelerine uygundur.
  • ⇒ Koruyucu etmenleri içerir.
  • • Sindirime yardımcı aktif enzimler içerir (yağ sindirimi için lipaz)
  • • Enfeksiyonu önleyen ögeler içerir
  • • Hormonlar ve büyümeyi sağlayan ögeleri içerir
  • ⇒ Anne sütü alan bebeklerde solunum yolu ve mide-barsak enfeksi­yonları daha az görülür.
  • ⇒ Anne sütü verilmesi orta kulak iltihabı riskini azal­tır.
  • ⇒ Anne sütü çene ve diş gelişimini sağlar.
  • ⇒ Bazı kronik hastalıkların oluşma riskini azaltır (tip I diyabet, çölyak hastalığı, obezite, koroner kalp hastalığı gibi).
  • ⇒ Alerjiye karşı koruyucudur ve bebeği pişikten ko­rur.
  • ⇒ Bebeğin ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olur.
  • ⇒ Ucuzdur, hazırlama sorunu gerektirmez.
  • ⇒ Anne ve bebeği arasındaki duygusal bağı güçlendirerek sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.
  • ⇒ Annenin sağlığını korur. Emziren annelerde göğüs kanseri, yumurta­lık kanseri, kemik erimesi ve kansızlık (anemi) oluşumu azalır. Anne sütü uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur, anneyi aşırı kan kaybından korur.

KOLOSTRUM

 

Doğumdan hemen sonra ilk 5 günde salgılanan koyu sarı renkteki süte kolostrum denir.

     İÇERİĞİ

      ÖNEMİ

Antikorlardan zengin

Enfeksiyon ve allerjiden korur

Akyuvarlar

Enfeksiyondan korur

Mushil etkisi

Mekonyumu temizler sarılığın önlenmesini kolaylaştırır.

Büyüme faktörleri

Barsağın olgunlaşmasını sağlar.

Vitamin A

Enfeksiyonların daha hafif geçirilmesini sağlar

 

 

NEDEN EK BESİNLERE GEÇİYORUZ ?

 

Bebeğin artan gereksinimi sadece anne sütü yada hazır mamalarla  karşılanamaz. Demir ve çinko depoları tükendiği için anne sütü yeterli gelmez. Ve de bebklerinaltıncı aydan itibaren çiğneme refleksinin gelişmektedir. Eğer 7 . ayda ek gıdaları vermeye başlarsak bebeğin besin reddedmesine neden olabilir. Geç ek besinlere başlayan bebeklerin konuşmaları da daha geç başlamaktadır.Tamamlayıcı beslenme ile birlikte emzir­menin sürmesi çocuk sağlığı açısından önem taşımaktadır.

 

Anne sütünden  tamamlayıcı besinlere geçerken bazı dikkat etmemiz gereken şeyler var. Bunlardan en önemlisi allerjenik etki yapabilme ihtimali yüksek olan besinler

BİR YAŞINA KADAR İNEK SÜTÜ VERMEYİN. Inek sütü ve keçi sütü allerjik etki yapıp çocuklarda kabızlık , ishal , laktoz alerjisi gibi durumlarla karşılaşılabilinir. Inek sütü alerjisi olan bir bebeğin annenin yediklerinden de etkileneceği için annenin de inek sütünü bir müddet kesmesi gerekebilmektedir. İnek sütüne reaksiyon genelde iki yaşında sona erer. Inek sütü demir eksikliği , keçi sütü folik asit yetersizliğine neden olmaktadır. 

Balda allerjik olan besinlerimizden biridir ve 1 yaşından önce verilmemesi gerekir. Çocuk botulizmine yani bakteinin oluşturduğu zehirlenmeye neden olabilir. Clostridium botulinum sporlarını içerebilmesi nedeni ile botulizm riski taşır. Süt çocuklarının mide asidi düzeyi düşük olduğundan bu spor­ları öldüremez, bu nedenle bir yaşından küçük çocuklara bal önerilmez.Çok ender bir durumdur ama yine de dikkatli olunması gerekir. Yumurtayı ise sarısını ise 6. ayda bir bütün olarak değil yavaş yavaş artışlar yaparak vermeliyiz.

Çay: Çay, süt çocukları ve küçük çocuklara önerilmez. İçeriğinde tanin olması, demir ve diğer mineralleri bağlayıcı özelliğinden dolayı demir ek­sikliğine, içine eklenen şeker ise iştahsızlığa ve diş çürümelerine neden olur.

Bitki Çayları: Papatya çayı, yeşil çay v.s bitki çaylarının da demir emi­limini azaltıcı etkisi vardır. Aynı zamanda bazı farmakolojik ajanlar içeren bitki çaylarının, süt çocukları ve küçük çocuklar için güvenilirliği konusun­da yeterli bilimsel araştırma yoktur.

Şeker: Şeker pancarından elde edilen bir besindir. Şeker pancarı % 16-20 arasında sukroz (glukoz ve fruktoz) içermektedir. Şeker vücuda enerji sağlar, başka bir besin değeri bulunmamaktadır. Boş enerji kaynağı olduğu için bebek beslenmesinde şeker yerine pekmez veya süt şekeri laktozun kullanılması daha doğru bir yaklaşımdır. Ayrıca çocuklarda fazla tüketilmesi iştahsızlığa ve diş çürüklerine, ileriye dönük hatalı beslenme davranışlarının gelişmesine ve dolayısıyla şişmanlığa neden olmaktadır.

Bakla: Toksinli baklanın neden olduğu zehirlenme anemi, hemoglobi­nüri ve yüksek ateşle karakterizedir. Toksinli bakla yenildikten 24-48 saat sonra etkisi görülür. Zehirlenme taze çiğ baklanın yenmesi ile olur. Bakla pişirildiği zaman toksinin etkisi kalmaz. Favizme neden olabileceği düşü­nüldüğünden süt çocukluğu döneminde bakla önerilmez.

 

Tamamlayıcı besinlere başlarken;

 

Gelişimi normal ve sadece anne sütü alan bebeklerde, altı aydan önce tamamlayıcı besinlere başlanmamalıdır.

Emzirmeye devam ederken , altıncı ayda küçük miktarlarda tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve çocuklar büyüdükçe miktarlar arttırılmalıdır.

Besin bebeğin yaşına ve sindirim özelliklerine göre ayarlanmalı.

Bir kerede , birden fazla besine başlanılmamalı , yeni besin birkaç gün sonra verilmeli

Her yeni besine , birkaç tatlı kaşığı gibi küçük miktarlarda başlanmalı ve bebekte besine bağlı değişimler izlenerek yavaş yavaş arttırılmalıdır.

Eğer bebek yeni denenen besinin lezzetini beğenmedi ise ya da ishal , kusma oluştuysa beklenmeli ve kısa bir aradan sonra tekrar denenmelidir.

Yeni besin , bebek açken verilmelidir. Gündüzleri verilmeli çünkü allerjenik etki olduğunda anne gözlemleyebilsin. Yedirdikten sonra emzirirseniz bebeğin sindirimine yardımcı olursunuz.