Yazılar

BARİATRİK CERRAHİDE BESLENME TERAPİSİ

 

Obezite Cerrahisi morbid obeziteyi gidermek amacıyla yapılan cerrahi müdahelelerin tamamnına verilen isimdir ve tıpta “bariatrik cerrahi” denilmektedir.

Obezite cerrahisi son dönemlerin gözdesi olmuştur. Kimileri için sihirli bir değnek olsa da obezite çözümü için son basamak olarak düşünülmemelidir. Ameliyat sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak için bir araç şeklinde düşünülmelidir.

Bariatrik cerrahi beslenme alışkanlıklarını bir ömür boyu değiştirecek köklü bir değişim sürecidir. Bu nedenle ameliyat oldu bitti diye düşünülmemeli ameliyattan sonraki 1 yıllık alışma sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlanmalıdır.

Bu dönemde ;

  • yağ yerine kas ağırlığından gitmemesi
  • metabolizmanızın yavaşlamaması
  • mide hacmimize göre beslenmek
  • safra kesesi taşı, gut hastalığı ,böbrek taşı ve kronik böbrek yetmezliği gibi sorunlarla karşılaşmamak
  • bir ömür boyu sağlıklı beslenme alışkanlıkları
  • tekrar kilo almama
  • yeterli protein aldığından emin olmak
  • yeterli sıvı almak için diyetisyen desteği şarttır.

Bariatrik cerrahiyle ilgili birçok şey okumuş olabilirsiniz fakat beslenme tedavisine alışma süreci çok önemlidir. Bariatrik cerrahi sadece zayıflama olarak değil sağlıklı yaşam için bir adım olarak algılanmalı.

Ameliyat sonrası beslenme terapileri 4 ayrı kısımdan oluşur. Bu beslenme terapilerinin düzenli şekilde yapılması beslenme alışkanlıklarının kalıcı olmasında büyük etkisi vardır.  Obezite ameliyatı  sonrasında ameliyat türüne göre size uygun protein ihtiyacını göre  beslenme uzmanımız size uygun beslenme programı oluşturmaktadır. Her hasta kendine özeldir. Başka bir hastayı rahatsız etmeyen besin sizi rahatsız edebilir.

EVRE 1 – BERRAK SIVI DÖNEM ( AMELİYATTAN SONRAKİ 1 HAFTA )

Ameliyat ertesi günü: berrak sıvılar
su , elma suyu, şekerisz komposto , tanesiz et tavuk suyu , bitki çayları bütün içecekler berrak , pipetten geçebilecek kıvamda ve posasız olmalıdır.
Yudumları alarak başlayın ve rahatsızlık hissetmediğiniz sürece aldığınız miktarları arttırın.
Kusmaya yol açacak kadar büyük yudumlar almayın.
Gazlı ve kafeinli içecekler içilmeyiniz.
İçecek olarak komposto, açık çay , ıhlamur , et suları en iyi seçeneklerdir.
Gereksiz kalori yükü olan ıce tea, şekerli meyve suları gibi hazır ürünlerden kaçınılmalı.
Yağsız yada yarım yağlı süt tüketebilrsiniz. Gaz şikayeti olanlar soya yada laktozsuz süt tükletebilirler.
Protein tozlarıyla hazırlanan yağsız çorbalar,ayran, yoğurt ve kefir içilebilir.
Nispeten kıvamlı tanesiz çorbalar ( et suyu çorbaları) da eklenebilir.

EVRE 2-KOYU SIVI DÖNEM ( 2. HAFTA )
Koyu kıvamlı meyve suları (şeftali, portakal, ananas gibi), blenderize edilmiş etsiz çorbalar ( tarhana , domates gibi ) içebilir, kurubaklagil içeren çorbalardan uzak durunuz. Çümkü mercimek ve ezogelin çorbaları gaz yapabilme ve sizi rahatsız edebilme imkanı olduğundan dolayı tüketmeyiniz.

EVRE-3 İNCE KIVAMLI PÜRELER (blenderize edilmiş )
Bu aşamada gıdaların çok parçacıklı ve iyi blenderize olması çok önemli.
Bu dönemde yavaş yeme alışkanlığını geliştirmelisiniz. Bir kaç kaşık aldıktan sonra rahatsız olmuyorsak yemeye devam etmeliyiz.
Sıvılar midemizi çabuk terkedeceğinden dolayı çabuk acıkma hissine neden olur. Bu nedenle bu dönemde sıvıları azaltmalıyız. Bu geçiş aynı zamanda beslenme alıskanlıklarının oturması için bir fırsattır. Eğer kişi bu dönemde katı besinlere geçiş yapmazsa , sıvı hacminin giderek arttığını ve açlık hissinin daha belirgin olduğunu farkedecektir.
Yemeyi doyduğunuz anda bırakmalısınız.
Günde 4-6 öğün yemelisiniz.
Her öğünde protein almaya çalışın.
Çeşitli sebze meyve ve kurubaklagil püreleri( kurubaklagil rahatsız ederse kesilebilir)
Yumuşak süzme peynir,yoğurt ile karıştırılmış lor peyniri, yağsız ve tuzsuz kahvaltılık lor peynirleri , yulaf ezmesini sütle pişirerek tüketebilirsiniz
Az pişmiş yumurta beyazı tüketebilirsiniz
Bebek mamalarını ( öğünde 10 g dan az şeker içerenler ) da tüketebilirsiniz.

EVRE-4 KOYU KIVAMLI PÜRELER (4-5 hafta)
Burda önemli olan her ana öğünde protein kaynağı tüketilmelidir.
İyi haşlanmış kabukları soyulmuş çatalla rahatlıkla ezilen sebze ve meyveler.
Tavuk ve hindi eti püresi
Suyunu tam çekmemiş ve kurumamış kıyma
Ton balığı ve kılçıksız balık etlerini tüketebilirsiniz.

EVRE-5 NORMAL BESLENMEYE BAŞLANGIÇ (POSTOP 6 HAFTA )
Bu dönemde midenizi dinlemeyi öğrenmeniz gerekir.
Besinleri çok çiğneyip yutarak rahatsız olup olunmadığına bakılmalı. Eğer midenizde bi rahatsızlık hissetmiyorsanız yemeye devam edebilirsiniz.
İyi haşlanmış tavuk ve hiindi eti,balıklar, çiğ kabuksuz meyve ve salatalara da tolere edilebiliyorsa başlanılabilir.
Büyük parça bonfile , antrikot , biftek gibi zor çiğnemeli etleri 5 aydan sonra tüketmelerini öneriyoruz
Öğünlerde sıvı ile katıları beraber tüketmiyoruz. Özellikle kahvaltı yanına çay kahve içmemek sizi zorlayabilir.

SIVI TÜKETİMİ
En iyi içecek kalorisiz, karbonhidratsız ve kafeinsiz olandır.
Günlük sıvı tüketimi 1,5 litreyi tamamlamaya çalışınız.
yeterli sıvı alınmadığında kabızlık problemi yaşanılabilir
Yemeklerden 30 dk önce ve sonra , yemek sırasında sıvı alınmamalı
Katılarla sıvılar bir arada alınmamalı.

Eğer su içemiyorsanız meyve ve tarçın ekleyerek tatlandırabilirsiniz.
Gazlı içececkler mide hacminizi zorlayacağı için kesinlikle kaçınılmalıdır.
Alkol hem az miktarda fazla kalori içerdiğinden hem de mide mukozasını tahriş ettiğinden en az 2 yıl tüketilmemelidir.

PROTEİN ÖNEMİ
Ameliyattan sonra

  • yaraların iyileşmesi
  • yağsız kas kütlesinin korunması
  • enzim ve hormon sistemlerinin işlemesi
  • tokluk hissinin oluşmasında etkilidir
    günlük 60-80 g alınmalıdır
    ilk 5-6 ay protein desteği elzemdir , zamanla besinlerle alınan protein oranı artııkça azaltılır.

Obezite cerrahisi hastaları öncelik olarak whey proteini daha sonra soya ve yumurtayı tercih etmelidir. Bitkisel proteinleridaha sonra tercih edilmelidir.
Laktoz intoleransı olanlar hazır protein shakeleri yerine izole whey proteinleri tercih ediniz.
Protein oranı en az 15 g olan 150-200 kkal aralığında olan şekersiz olan shakeleri tercih ediniz. Eğer tüketmede zorluk çekiyorsanız güvenilir bir tatlandırıcıyla genellikle stevia yada meyveyle tatlandırmayı deneyin.

Kuruyemişler
Obezite cerrahisi işlemi olmuş hastalarımız için öncelik proteinli besinlerdir. Kuruyemişler her ne kadar protein ağırlıklı olsa da kalorisi yüksek besinler grubunda olduğu unutulmamalıdır. Kuruyemişler 3. aydan itibaren beslenme uzmanınıza danışarak tüketebilirsiniz.

Kafein
Kafein diüretik( idrar söktürücü) etkisinden dolayı , özellikle ameliyat sonrası erken dönemde dehidratasyon ( vücudun sıvısız kalması) görülebilir.
Kafein yemek borusu alt kas tonusunu gevşettiği için reflü şikayetlerinde artma ve buna bağlı olarak rahatsızlık hissi oluşturma söz konusu olabilir.
Eğer ameliyattan sonra kahve alışkanlığınızı azaltmada sorun yaşıyor iseniz decafe ( kafeinsiz kahve) diyetisyeninize danışarak kullanabilrsiniz.

EGZERSİZ
Ameliyattan sonra aktif bir hayat tercih etmelisiniz.
Hafta yürüyebilir alışveriş merkezi gezebilirsiniz.
2 Haftadan sonra nabzını hızlandıracak yürüyüşler yapabilirsiniz.
15 günden sonra yüzme , koşu
2 aydan sonra ise fitness, plates gibi sporlar yapabilirsiniz.

KABIZLIK

Obezite hastalarında kabızlık hgörülmesi nedenleri;

  • yetersiz gıda alımı ve su tüketimi
  • yetersiz fiziksel aktivite
  • kabızlığı önleme yöntemleri
  • yetersiz su alımı
  • diyette yetersiz lif alımı

 

Muz , patates , peynir gibi kabızlığa neden olan besinlerden bu döenm içerisinde uzak durun.
Sabah aç karna ılık su tüketin.
Şekersiz kuru erik ve kayısı hoşafı barsak hareketlerinizi arttırır.
Hergün aynı saatte probiyotikli ürün ( aktivia , kefir gibi) tüketebilirsiniz.
Ana öğünler protein ağırlıklı olduğu için ara öğünlerde meyve sebze gibi besinler tüketerek lif oranlarınızı arttırın.

ÖNERİLER
Önerilen porsiyon ve gıda önerilerine sıkı sıkıya uyun.
Açlık hissetmeseniz bile günde 3 öğün yiyin.
Öğünler arasında açlık hissedersiniz ilk önce su içip bunun susuzluk olmadığıı netleştirin. Hala açlık hissediyorsanız sağlıklı ara öğünler tüketin.
Yavaş yiyin ve olabildiğince çiğneyin.
Bir masada yeme düzeni şeklinde yiyin. Her lokmadan sonra çatal ve kaşığınızı masaya koyma alışkanlığı edinin.
Tokluk hissettiğiniz ilk anda yemenizi bitirin
Öğünlerde sıvı tüketmeyin.
Eski beslenme alışkanlıklaınızı bırakın. Bu dönemin geçici değil bir ömür sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirin.

Balık Yağı Takviyesinin Arkasındaki Bilim

Çoklu doymamış yağ asitlerinin (PUFA’lar) iki büyük sınıfından biri olan Omega-3 yağ asitleri, bir süredir bir çalışma konusu olmuştur. Araştırmacılar kardiyovasküler hastalık (KVH) ve bunama da dahil olmak üzere birçok rahatsızlığın önlenmesi ve tedavisine yaptıkları katkıyı araştırıyorlar.Alfa-linolenik asit (ALA), EPA ve DHA, gıdalarda doğal olarak bulunan ve en çok çalışılan omega-3 yağ asitlerinin üç türüdür. ALA tüketildiğinde, vücut önce diğer vücut süreçlerinde kullanılmadan önce EPA’ya ve sonra DHA’ya dönüştürmektedir. EPA, inflamatuar hastalıklara, kalp krizlerine ve inmeye karşı korunmaya yardımcı olan bazı anti-inflamatuar eikosanoidler üretmek üzere metabolize olur. Araşidonik asit, genellikle inflamatuvar cevaplarla ilgili eikosanoidler üreten bir omega-6 yağ asidi ile metabolik bir patikayı paylaşır.DHA, beyin gelişimi ve fonksiyonu için önemli olan omega-3 yağ asididir. Nöronlar boyunca sinyal iletiminde ve beynin anti-inflamatuar etkilerinde rol oynadığı düşünülmektedir. Araştırmalar, omega-6 yağ asitleri yerine daha fazla omega-3 yağ asidi tüketiminin, genel sağlığı destekleme eğiliminde olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, Amerikalıların çoğu, beslenme eğitimine ve müdahale ihtiyacına işaret ederek, omega-3 yağ asitlerine oranla en az 10 kat daha fazla omega-6 yağ asidi tüketirler.

Omega-3 Yağ Asitlerinin Besin Kaynakları

Omega-3 yağ asitleri, vücut kendi başına sentezleyemediği için gerekli kabul edilir. Besin ya da takviyeleri ile diyette tüketilmelidirler. ALA, öncelikle, keten tohumu, kabak çekirdeği, ceviz, soya fasulyesi, soya fasulyesi ürünleri ve çeşitli bitki esaslı yağlar dahil olmak üzere bitkilerde bulunur. EPA ve DHA ağırlıklı olarak yağlı balıklardan ve kabuklu deniz ürünlerinden gelir, ancak deniz yosunları canlı DHA vejetaryen kaynakları olarak kabul edilmektedir.

Genel Alım Önerileri

2002’de omega-3 yağ asitleri için yeterli miktarda (Aİ) ve kabul edilebilir bir makrobesici dağıtıcı aralık (AMDR) belirlendi. Beslenme yeterliliğini elde etmek veya eksiklik belirtilerini önlemek için ALA AI, sağlıklı erkekler için günde 1.6 g, 19-50 yaşlarındaki sağlıklı kadınlar için günde 1.1 g’dir. Omega-3 yağ asitleri için AMDR, tüketilen toplam enerjinin% 0.6 ila% 1.2’sidir ve bu AMDR’nin kabaca% 10’u özellikle EPA veya DHA’dan gelir.

AI üzerinde omega-3 alımları dahil olmak üzere yeme düzeninin, CVD ve obezitenin azaltılmış riskleri gibi ek sağlık yararları ile sonuçlanabileceği kabul edilmiştir. Araştırmalar, sağlıklı bireylerin, EPA ve DHA için verilen tavsiyelere ulaşmak için, çeşitli fıstık, tohum ve yapraklı yeşillikleri ALA kaynağı olarak ve haftada yaklaşık 8 oz suda çeşitli tüketmelerini öneriyor. Bu, günde ortalama 250 mg EPA ve DHA’nın sağlanmasını sağlamalıdır.

Balık yağı önemi
Amerikan Kalp Derneği, omega-3 yağ asidi gereksinimlerini karşılamak için haftada iki fincan yağlı balık tüketilmesini önermektedir. Amerikalılar için 2015-2020 Beslenme İlkeleri, çeşitli deniz ürünlerinin haftada 250 g tüketmesini önermektedir. Buna, somon, ringa balığı, alabalık, sardalya ve Pasifik istiridyesi gibi yiyecekler dahildir. Tat, maliyet, hazırlık bilgisi eksikliği, sürdürülebilirlik kaygısı ve diyet kısıtlamaları da dahil olmak üzere deniz ürünleri tüketimine yönelik bazı engeller bulunmaktadır. Bu bariyerler mevcut olduğunda, önerilen kaynaklardan alınan omega-3 yağ asitlerini besin kaynakları yoluyla tüketmek zor olabilir. Buna ek olarak, koroner arter hastalığı ve yüksek trigliseridli bireyler, tek başına diyet yoluyla elde etmek için zorlanabilecek daha yüksek dozlarda omega-3 yağ asitleri yararlanabilir. EPA ve DHA bakımından zengin balık yağı takviyeleri, bireylerin bu engelleri aşmasına ve omega-3 yağ asidi gereksinimlerini karşılamasına yardımcı olabilir. Son birkaç  yılda, gebelik sonuçları, çocukluk çağı alerjileri, bunama, KVH, inflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) ve postresistans egzersiz kas ağrısı gibi sayısız koşullar üzerinde balık yağı takviyesi etkisini araştıran çeşitli çalışmalar yapılmıştır.

Gebelik Sonuçları ve Çocuk Gelişimi 
Gebeliğin son trimesterinde fetusta beynin büyümesi  hızlı bir şekilde olur ve maternal beslenmeye bağlıdır. Bu zamanlarda PUFA’lar optimal bilişsel gelişimi desteklemek için fetüs ve bebeğin beyin dokusunda birikir. 2007 gözlemsel kohort araştırması, annenin haftada 340 g’dan daha az ya da kabaca 12 oz’luk bir deniz ürünü alımının, bir çocuğun sözel IQ için en düşük çeyrekte olduğu ve diğer gelişimsel sonuçlarla daha yüksek risk taşıdığı bildirilmiştir. Araştırmacılar, hamilelik ve emzirme döneminde omega-3 takviyesinin çocuğun veya annenin deniz ürünlerinin tüketimi ile aynı şekilde yararlanıp yararlanamayacağını araştırmaya devam ediyor. Dil gelişimi, çocuk ağırlığı, psikomotor gelişim, dikkat süresi ve postpartum depresyon gibi sonuçlar sürekli olarak karışık sonuçlar ile incelenmiştir.

Anne Bebek Sonuçlarını Optimize Eden DHA çalışması, gebeliğin son yarısı boyunca günde 800 mg DHA takviyesinin postpartum depresyon riskini azaltacağını ve erken çocukluk döneminde nörogelişimsel bilişsel ya da dil sonuçlarını iyileştirip iyileştirmeyeceğini belirlemeyi amaçladı. Sonuçlar, kontrol grubu ile deney grubu arasında ölçülen sonuçların hiçbirinde önemli bir fark göstermedi. 2016’da yayınlanan bir makalede preterm doğum, preeklampsi, intrauterin büyüme kısıtlaması, gestasyonel diyabet, perinatal mortalite, gebelik haftası için küçük doğum ağırlığı ve beyin gelişiminde gebelik sırasında omega-3 takviyesi için kanıtları değerlendirmek için randomize kontrollü çalışmalar analiz edildi. Yazarlar, bu sonuçların iyileştirilmesi için rutin destek sağlamak için yeterli kanıt olmadığına karar vermişlerdir. Gebelikte ALA için mevcut AI, günde 1.4 g, laktasyon sırasında günde 1.3 g’dir. Bu miktarın günde 200-300 mg DHA önerilir. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve FDA, kadınların haftalık 170 g düşük cıva içeren deniz ürünü tüketerek bu alımları karşılamalarını öneriyor. Tavsiyeler deniz ürünleri tüketimi yoluyla karşılanırsa, eksikliği önlemek için en az 200 mg DHA içeren günlük balık yağı takviyeleri uygun olabilir, ancak gebelikte ve laktasyon sırasında takviyeyi destekleyen kesin sonuçlar, deniz mahsulü tüketiminin yerine geçmek için az bulunur.

Çocukluk Allerjileri
Allerjik hastalıkların, muhtemelen fetus gelişimi sırasında, yaşamın erken döneminde geliştiği düşünülmektedir.  Gebelik boyunca balık yağı takviyesinin çocuklukta alerjinin azaltılmasına veya önlenmesine yardımcı olabileceği ve omega-3 yağının asitleri fetustaki bağışıklık sisteminin gelişimini etkileyebileceği böylece  inflamatuvar yanıtları azaltabilir ve bu nedenle bazı alerjik fenotiplerin oluşumunu azaltabileceği düşünülmektedir. Şimdiye kadar yayınlanan incelemeler ve çalışmalar, çocuklukta alerjik hastalığın azaltılması için gebelik sırasında balık yağı takviyesi üzerine daha ileri araştırmalara izin veren bazı destekleyici sonuçlar üretti.

Demans Önleme
Omega-3 yağ asitlerinin, özellikle de DHA’nın bilinen beyin gelişim ve fonksiyonundaki rolü, omega-3 takviyesinin sayısız bilişsel koşullar üzerindeki etkilerini araştıran araştırmalara yol açmıştır. Bunların arasında demans, daha ayrıntılı bir araştırmanın bir parçası olmuştur. Demans prevalansı endişe vericidir ve bu durum, halk sağlığı önceliği haline gelmiştir. Demansa yol açan altta yatan mekanizmaların, klinik semptomlardan 10 ila 15 yıl önce başladığı düşünülmektedir. Bu nedenle, teşhis öncesi ve sonrası beslenme müdahalesi uygulanabilir bir önleme ve tedavi yöntemi olabilir.

Kardiovasküler Hastalıklar 

Araştırmacılar, epidemiyolojik çalışmalarda yüksek balık tüketimi olan popülasyonlar arasında düşük kardiyovasküler mortalite ortaya çıktığı 1970’lerde omega-3 yağ asitleri ile kardiyovasküler sağlık arasında bir ilişki olduğunu fark etmeye başladılar. Daha ileri araştırmalar, sağlıklı bireylerde genel sağlık ve birincil KVH önleme için, yağlı balık gibi diyet kaynakları yoluyla önerilen omega-3 yağ asitlerinin alımını sağladı.

Analizler yine de kanıtların, EPA ve DHA alımında yüksek KKH riski azalması olduğunu gösterdi. Daha fazla analiz, artmış EPA ve DHA alımıyla ilişkili ve  KKH olayının riskini azalttığını gösterdi. Çelişkili araştırmalar mevcut olmakla birlikte, sonuçların çoğu, artmış omega-3 yağ asitleri alımıyla ilişkili bir KVH risk azaltıcı faydası olduğu yönündedir.

Diyet Önerileri

Sağlıklı bireylerin omega-3 yağ asitlerinin  faydalarının birçoğu, yağ asitleri beslenme kaynakları yoluyla tüketildiğinde en bilimsel desteğe sahiptir. Bu nedenle, sağlıklı bireyler için omega-3 yağ asidi tavsiye edilen alım seviyelerini karşılamak için balık, kabuklu deniz hayvanları ve bitki kaynaklarının tüketimi ilk harekette olmalıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, bazı engeller bazı bireylerin yiyecek yoluyla tavsiyeleri yerine getirmeleri zor ya da pratik olmamaktadır. Danışanlar, önleyemedikleri engeller nedeniyle diyetlerinde yeterli miktarda omega-3 yağ asidi tüketmiyorsa, eksikliği önlemek için balık yağı takviyesinin önerilmesi uygun olabilir. Vejetaryenler için  bir deniz yosunu omega-3 takviyesi de bir seçenektir.

Danışanlar için uygun ek bir miktar belirlerken, ALA için AI’nın kadınlar için günde 1,1 g, erkeklerde günde 1,6 g olduğunu unutmayın. AMDR’nin yaklaşık% 10’u EPA veya DHA olarak önerilir. Omega-3 PUFA’lar için belirlenmiş bir üst sınır mevcut olmasa da, potansiyel riskler günlük alım başına 3 g’dan daha fazla olduğu için, danışanlara günde 1 ila 3 g alım aralığında kalmalarını önerin.

Bu derste bahsedilen hastalıkların çoğunun önlenmesi ve tedavisi için balık yağı desteklemeyi destekleyen araştırma, kullanımı hakkında kesin öneriler yapmak için gerekli olduğu kadar güçlü veya tutarlı değildir. Ayrıca, hastalığın tedavisi için herhangi bir destek her zaman bir doktor tarafından izlenmeli ve sıklıkla reçete edilen takviyelerin ve diyet takviyelerinin kullanılmasını gerektirmelidir.

Prebiyotiklerin Laktoz İntoleransında Rolü

Bir bardak buz gibi  süt içmek ya da büyük bir dondurma keyfi sonrasında kabusun olabiliyor.  İnsan popülasyonunun% 70’inde bebeklikten sonra laktozu sindirme yeteneğinde azalma görülmekte. 2 yaşından sonra, süt ve diğer süt ürünlerinde bulunan laktozunu parçalayan laktaz enziminin aşamalı olarak azalması mevcut. Laktaz eksikliği prevalansı  farklı coğrafi bölgelerde geniş ölçüde değişir. Amerika Birleşik Devletleri’nde beyazların % 20’sinde, Asyalıların ise % 80 ila% 100’ünde bir laktaz enzimi eksikliği görülmektedir. Laktaz eksikliğinin prevelansı Afrika’da yaklaşık% 70 ila% 95 ve Avrupa’da ise % 15 ila% 70’dir. Laktoz intoleransının şu anki yönetimi laktaz eksikliğinin derecesine bağlı olarak değişiyor ve  sınırlı laktoz intoleransı olanların tedavilerinde laktaz enzim takviyesi veya probiyotik kullanımı da içerebiliyor. Yeni bulgular, prebiyotiklerin laktoz intoleransının yönetimi için başka bir seçenek olabileceğini düşündürmekte.

Laktoz İntolerans Tanımı
Laktoz intoleransı genellikle yanlış anlaşılmaktadır. Süt veya süt ürünlerini yedikten veya içtikten sonra kişilerin gastrointestinal (GI) rahatsızlıklara sahip olduğu bir durumdur. Süt ürünlerinin sindirim işlemi sırasında ince bağırsaktaki laktaz, laktozu vücutta daha kolay sindirilen daha küçük iki şeker olan glukoz ve galaktoza ayırır.Laktaz eksikliği olan insanlarda, ince bağırsak düşük seviyelerde laktaz üretir ve fazla laktozu özümseyemez. Laktaz eksikliği, sırasıyla, laktoz malorbsiyonuna neden olabilir. Laktoz malorbsorbsiyonunda, sindirilmemiş laktoz kolona geçer.Sindirilmemiş laktoz bağırsak yolunda kolonik mikroflora ile fermente edilir. Bu fermantasyon şişkinlik, karın şişliği, aşırı gaz, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi rahatsız edici semptomlar yaratır. Ayrıca bazı kişiler ishale maruz kalabilir.

Prebiyotik ve Probiyotik 

Probiyotik ve prebiyotik kullanımı Birleşik Devletlerde artmaya devam ediyor. 2012 Ulusal Sağlık Görüşme Anketi verilerine göre, probiyotik ve prebiyotik kullanım 2007 ile 2012 yılları arasında dört kat arttı. Aslında, 4 milyon Amerikalı yetişkin, araştırmadan 30 gün önce probiyotikleri veya prebiyotikleri kullanmıştı. Probiyotikler 1908’de, zaman zaman çağdaş probiyotiklerin öncüsü olan laktobasillerin düzenli olarak alınmasını önermiş olan, “doğal bağışıklığın babası” olarak tanımlanan Elen Metchnikoff tarafından tanımlanmıştır.  Probiyotikler takviye yada yoğurtlarla da alınabilir. FDA, yoğurtun, iki türün bakteri kültürü(Streptococcus thermophilus and Lactobacillus bulgaricus)  tarafından süt fermantasyonundan türetilen fermente bir süt ürünü olduğunu tanımlar. San Francisco’daki Hattner Nutrition’dan RDN olan Jo Ann Hattner ve Gut Insight’ın yazar yardımcısı Jo Ann Hattner, “Yoğurt yapmak için kullanılan iki başlangıç kültürü [S thermophilus ve L bulgaricus], bağırsaktaki laktoz sindiriminde yardımcı olan β-galaktosidaz üretiyor” : Sindirimsel Sağlık ve Zindelik için Probiyotikler ve Prebiyotikler “Laktoz tolere edemeyen insanlar bu nedenle sık sık yoğurt yemeyi tercih edebilirler,” diyor Hattner.

Birçok beslenme uzmanı, danışanlarına irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim rahatsızlığı nedeniyle GOS’tan kaçınmaya teşvik ederler. “GOS, fasulye (böbrek, soya fasülyesi) ve fıstığı, kaju fıstığı ve antep fıstığında bulunan,  gaz sıkışmasına neden olan kısa  zincirli karbonhidratlardır.

Bireyler tolere edebilecekleri laktoz miktarlarında değişiklik gösterirler. Genel olarak, laktoz malorbsiyonu tanısı olan yetişkinler ve ergenler en az 12 g laktozu tolere edebilirler. Genellikle, kaşar veya İsviçre gibi sert peynirlerin 1 g dan az laktozu vardır ve 11 ila 13 g laktoz içeren bir bardak sütten daha iyi tolere edilebilirler. Süt ve yoğurtta benzer miktarlarda laktoz olsa da insanlar yoğurdu süte göre daha iyi tolere etmekte. Bunun nedeni  yoğurt sütten laktozu parçalayan canlı kültürleri içermesi. Bu, laktoz intoleransı olan insanlarda şişkinlik ve gaz da dahil olmak üzere GİS rahatsızlığının semptomlarını en aza indirmeye yardımcı oluyor.

Danışanlar tarafında IBS için düşük FODMAP (fermente edilebilir oligosakaritler, disakkaritler, monosakaritler ve polioller)diyetin uygulayarak laktozu sınırlaması gerektiği gibi yaygın bir yanlış anlaşılma varıdır. Bu sadece laktoz intoleransı teşhisi konulduğunda doğrudur. Bununla birlikte, laktoz bir disakarid olduğundan düşük FODMAP diyetinin eliminasyon evresinde yok edilir.Eleme aşaması iki ila altı hafta sürer, bundan sonra toleransa karar vermek için laktoz kademeli olarak yeniden verilir. Zamanla, prebiyotik dahil FODMAP’lere tolerans değişebilir.

“Her birimizin kişisel mikrobiata parmak izi olduğuna göre, gelecekte diyet terapilerinin muhtemelen daha kişisel hale geleceğini tahmin ediyorum,” diyor Scarlata. Laktoz intoleransının şu anki yönetimi laktaz eksikliğinin derecesine bağlıdır. Prebiyotik ve laktoz sindirimine ilişkin bilim sınırlıdır, ancak laktoz intoleransı olan yetişkinler için başka bir terapötik seçenek sunabilir.

Egzersiz Yaparken Performansını Yükselt!

Sporcuların en çok yapmak istedikleri kas kitlesini arttırıp fit bir vücut! Ve herkesin kafasında spordan önce ve sonra ne yemesi gerektiği.  İnternette bilgi kirliliği oldukça fazla ve kas artışı hakkında fazla bilgi bulunmamakta. Sizde bu besinleri hayatınıza katarak kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olabilirsiniz.

Muz

Çoğu sporcumuzun muzu sevmesi için çok sebebi var. Yapılan çalışmalarda bisiklet süren kişilerin 15 dk da bir yarım muz yemesi her 15 dk da bir alınan spor içeceği kadar etkili olduğu belirlenmiştir.Böylece muzlar, şeker eklenmeksizin, spor içeceklerinin eksik olduğu antioksidan ve diğer besin maddelerini temin ederken kaslarınızı beslemek için de mükemmel bir seçenek olacaktır.

Yumurta

1 yumurtada 6 g protein vardır ve kas geliştirmeye yardımcı olan dokuz aminoasit içerir. Ayrıca yumurta kaliteli protein için altın standart olarak kabul edilir. Kas protein sentezi için en önemli amino asit kabul edilen lösin sağlayan için birkaç gıdalardan birisidir. Araştırmalar yumurta gibi lösinden zengin gıdalardan 20-30 gram yenildiğinde , egzersiz sonrası kas onarma ve büyümeyi teşvik ettiğini gösteriyor.

Yoğurt

Yoğurt düşük pH nedeniyle mükemmel iyonize kalsiyum ve magnezyum kaynağıdır.  Bu nedenle yoğurt aynen süt gibi kemik dokusu için vazgeçilmez yiyeceklerin başında gelmektedir. Yoğurt yulaf meyve karışımı spor öncesi mükemmel bir öğün olacaktır.

 

Mango

Egzersiz sonrasında bir veya iki gün ağrı çekiyorsanız, egzersiz sonrasında daha fazla anti-inflamatuar yiyecekler yediğinizde ağrıyı azaltabilir, hareketliliği geliştirebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilirsiniz. Mango, C vitamini, beta karoten, galik asit ve gallotanninler gibi çeşitli anti-inflamatuar bileşikler içerir. Bir fincan mango, günlük C vitamininin % 100’ünü , A vitaminin ise % 35’ini karşılar.

Yulaf

Yulaf yavaş sindirilen karmaşık karbonhidratları sağlar ve sürekli enerjiyi sağlamaya yardımcı olur. . Bir bardak 150 kalori, 27 karbonhidrat, 6 gram protein içerir ve  şeker içermez. Sağlıklı karbonhidratların ve proteinlerin kombinasyonu daha uzun süre tok tutar.

Makarna

Karbonhidratlar, kasları çalıştırmak için vücuda giren yakıt kaynaklarıdır ve diyetinizde yeterli miktarda kaliteli karbonhidrat almanın performans artırıcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bir maraton koşucusu , vücut ağırlığının kg başına karbonhidrattan 3 gramdan daha fazla yiyenlerin daha az karbonhidrat yiyen koşuculara göre ortalama yüzde 13.4 daha hızlı koştuğunu bildirdi. Makarna profesyonel sporcuların favorisi, çünkü düşük glisemik indeksi sayesinde, enerjiyi sabit tutan, besin açısından zengin kompleks bir karbondur. Bir fincan pişmiş makarna 200 kaloriye, 42 gram kompleks karbonhidrat ve 7 gram protein içeriyor.

Nar

1.000’den fazla araştırma makalesi, narların ve suyunun faydalarını belgelemektedir. Sadece C vitamini ve potasyum bakımından zengin değil, meyvelerdeki antioksidanların kaslarınız için de iyi olduğunu araştırmalar ortaya koyuyor.Yakın tarihli iki çalışmadan elde edilen sonuçlar, günlük nar suyu içen kişilerin egzersiz sonrası kas gücünü artırdıklarını gösteriyor.

Fıstık Ezmesi

Fındık ezmesi uzun ömürlü bir enerji sağlar ve birçok sporcuyu dünya şampiyonaları ve Olimpiyat altın madalyaları kazanmak için harekete geçirir. Doymamış yağ içerir ancak gıda maddelerini enerjiye dönüştürmeye yardımcı olan protein ve B vitaminleri de vardır.

Ahududu

Son çalışmalar, ahududunun kaslara oksijen verilmesini arttıran nitrik oksit üretimini artırabilecek bileşikler içerdiğini ortaya koymaktadır. Posa bakımından zengin olmasının yanı sıra, antosiyaninler ve elagitanninler kadar C vitamini de dahil olmak üzere güçlü antioksidanların en güçlü kaynağıdır. CrossFit gibi yoğun güç antremanlarında  antioksidanlar, kas dokusunun hasarını gidermekte ve iltihabı yumuşatmaya yardımcı olmaktadır.

Somon

Atletler, egzersiz sonrasında kaslarınızın daha hızlı iyileşmesini sağlamak için yüksek kaliteli protein ve anti-inflamatuar bileşikler üzerine dikkat ediyorlar. O halde birçok sporcu, enflamasyonun en iyi kaynağından olan omega-3’leri içeren somon yemesi hiç şaşırtıcı değil. 100 g somon 1000 mg dan fazla omega-3 yağ asidi   sağlar.