Kulaktan dolma, reklamlarda gördüğünüz yöntemlerle kilo vermeye çalışırken dikkat!
Zayıflayayım derken, iyice şişmanlayabilir, sağlığınızdan olabilirsiniz. Şişman bireyler
vücutlarında bulunan yağlardan kurtulmak için sihirli ilaçlar, metotlar arıyorlar, Şişmanlıktan
kurtulmak için uygulanan bu yöntemler şöyle sıralanabilir:

* İlaç tedavileri
* Naylon eşofman, sauna eşofmanı vs..
* Bölgesel egzersizler, pasif jimnastik vs..
* Düşük kalorili diyetler
* Diuretik maddeler içeren gıda maddeleri (sıvı kaybı sağlayan)
* Tek tip gıda maddeleriyle beslenme.

Aslında bu yöntemlerin hepsi kilo vermenizi sağlar fakat ne yazıkki verdiğiniz kiloların
birçoğu yağdan gitmez. Asıl amaç, vücuttaki yağ oranımızı dengelemek, yani vücutta bulunan
yağ kitlesinden sağlıklı biçimde kurtulmaktır. Yukarıda sayılan yöntemlerle istediğiniz kiloya
inebilseniz dahi, vücudunuzun istediğiniz görüntüye ve sağlığa kavuşmasını
sağlayamayabilirsiniz. Eskiden yağlı ama yine de sert kol ve bacaklarınız ölçü olarak biraz
daha incelse de, vücudunuz o eski sertliğini yitirebilir, kas kitlesi azalacağı için uzuvlarınız
yağların iyice belirginleştiği bir şekilde ortaya çıkabilir. Bu tip yollarla kilo verenler daha
sonra alacakları kilolarla vücutlarındaki yağ oranını daha da artıracak, böylece sağlığını iki
misli tehlikeye sokmuş olacaktır. Geçici yöntemlerle, vücudumuz için çok gerekli kas
kitlelerini kaybetme riski büyüktür. Yağ yakmak için, metabolizmanın sağlıklı ve düzenli
çalışmasını sağlayacak gıda maddeleri dengeli olarak alınmalıdır. Kas – yağ oranına göre
vücudun sistemi belirlendikten sonra egzersiz programı kişiye özel uyarlanmalıdır. Kas
çalışmalarının yanında; yürüme, koşma, bisiklet gibi egzersizlerden biri seçilerek, yaşa göre
hesaplanacak nabız sayısında egzersiz yapılmalıdır. Ağırlık çalışmaları yapılmaksızın diyetle
birlikte uygulanan uzun süreli yürüyüş, koşu vs. gibi aktiviteler ise, kas kitlesini küçültecek,
böylece hem görüntü hem sağlık olarak bazal metabolizmayı olumsuz etkileyecektir. Bundan
kurtulmak için ağırlık çalışmaları, yürüyüş, koşu, bisiklet türündeki çalışmalar, doğru
beslenme programıyla birlikte yürütülmelidir. Şişmanlık tedavisi için uygulanacak egzersiz
programları kişiye özel olarak ve bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanmalıdır.

İçimizdeki şeytan iştahsa ‘Reklamlar’ da azrail mi?

Artık reklamlar bile diziler gibi olmaya başladı ve bir reklam diğerinin devamı şeklinde her
gün evimizde.

Yeni teknoloji ile üretilmiş vücut geliştirme ve fitness aletleri her gün televizyonlarda. Peki ya
besinler, onların da bu aletlerden aşağı kalır yanı yok. Besin sanayinin gelişmesi, rekabetin ve
yabancı ülkelerle kültürel alışverişin artması ile yepyeni ürünler her gün gazete, televizyon,
dergi ve alışveriş merkezlerinde boy gösteriyor… Hatta bu ürünlerin normal tüketim dışında
tedavi edici özellikleri olduğu bile iddia ediliyor.

Tüm bunlar daha çok ürün satabilmek için mi, yoksa geçerliliği var mı sorusu ise ayrı bir
tartışma konusu…

Reklamlarda kullanılan insanların, o aletleri veya besinleri kullanarak o incecik bellere, yapılı,
şekilli kaslara, fit vücutlara sahip oldukları iddia ediliyor ve çok kısa sürede reklamdaki
kişinin aynı vücut hatlarına ulaşacağınız vaat ediliyor.

İşi abartıp, siz yatın sizin yerinize makineler kaslarınızı çalıştırsın gibi sözler bile dakikalarca
görsel olarak bizlere sunuluyor…

Unutulan belki de unutturulmak istenen en önemli noktaya tekrar değinmekte fayda var;
fiziksel aktivitenin ve beslenmenin asıl amacı hem kalori alımını dengelemek, hem doğru
miktarda kalori yakmak, hem de metabolizma hızınızı arttırmak; yani çift yönlü kazanç
sağlamaktır. Kişinin tüm metabolizmasını çalıştırmak veya kişinin vücudunu tanımasına izin
vermek, bundan doğal ne olabilir?

Hem kolesterolünüzü düşürün hem de güneş ışınlarından korunun!

Karotenoidler bitkilere sarı, kırmızı ve turuncu rengi veren pigmentlerdir. Doğada
tanımlanmış 600’ün üzerinde karotenoid vardır ve ortalama 50’si besinlerden alınabilmekte,
22’si yeterince emilip kana geçebilmektedir.

Son dönemlerde yapılan çalışmalar, karotenoidlerin sağlık üzerinde önemli olumlu etkileri
olduğunu göstermektedir. Karotenoidlerin en önemlileri ş-karoten, astaksantin, lutein,
likopen, zeaksantin ve kantaksantindir.

En iyi bilinen karotenoid beta karoten olmasına rağmen son dönemde daha çok ilgi çeken 3
farklı karotenoid vardır; Astaksantin, lutein ve likopen.

Astaksantin: Süpürme hareketiyle serbest radikallerin verdiği zararlara karşı LDLkolesterolü
düşürür, hücre ve dokuları korur. Astaksantin, yaşayan birçok organizmada doğal
olarak bulunan kırmızı renkli bir pigmenttir. Özellikle kabuklu deniz ürünlerinde ve somonda
bol bulunur (karides, yengeç, istakoz, balık yumurtaları v.b).
Astaksantin diğer karotenoidlere nazaran yapısında oksijenin de bulunması nedeniyle
özellikle santral sinir sistemi ve beyin hücrelerini korur.
İnsan kan hücrelerinde yapılan çalışmalara göre, vücuttaki dönüşümle aktif hale geçen
astaksantin ş-karotene göre serbest radikallere karşı daha etkili bulunmuştur.
Japonya’da yapılan kısa dönemli bir çalışmada ise insanlara içecekleri içerisinde astaksantin
verilmiş ve LDL’nin (kötü kolesterol olarak adlandırılan kolesterol tipi) azalıp
azalmayacağına bakılmış ve azaldığı gözlenmiştir.

Lutein: Diğer bir önemli karotenoid ise luteindir. Göz sağlığı için önemli bir antioksidan
karotenoid olan lutein, gözü hem güneş ışınlarına hem de serbest radikal hasarına karşı korur.
Lutein retinadaki ana pigmenttir ve maküla olarak bilinen görme hassasiyetini sağlar. Maküler
dejenerasyon; sarı nokta denilen ve görmede sorumlu olan retina tabakasının ortasındaki
küçük alanın zarar görmesidir. Lutein doğal bir göz siperidir, retinayı çok fazla ışığa karşı
korur. Artan yaşla beraber retinadaki lutein miktarı azalır. Makulayı korumanın yanında,
lutein, güneş ışığına karşı lensi korur ve katarakt gelişimini azaltır. Lutein ateroskleroza karşı
da koruyucu olabilir.

Likopen: Domateste bol bulunan likopen, yine karoten ailesinden bir antioksidandır.
Karpuzda da bol miktarda vardır. Diğer kanser risklerini de azalttığı gibi en çok prostat
kanserine karşı koruyucu etkinliğiyle bilinir. Ayrıca maküler dejenerasyon ve katarakta karşı
da korunma sağlar. Likopenin en iyi kaynağı domatestir.

Satın alacağınız meyve sebzeleri tercih ederken mutlaka mevsiminde olmasına dikkat ediniz.
Mevsimlik sebze ve meyveler, turfanda sebze ve meyveden daha besleyicidir ve fiyatları da
çok daha ucuzdur.

Mevsim sebzeleri iyi birer antioksidandır. A,C,E vitaminleri açısından zengin, bağışıklık
sistemini kuvvetlendirici ve kanserden koruyucudur. Fiyatları da uygun olan bu sebzeleri
pişirmenin yanında çiğ olarak salatalarınızda da kullanabilirsiniz.
Zeytinyağlı olarak tercih edecekseniz, besinlerinize zeytinyağını çiğ olarak eklemeniz çok
daha sağlıklı olacaktır.

Kullandığınız zeytinyağını her bir porsiyon sebze yemeğine 1 tatlı kaşığı olarak eklemeniz
hem aldığınız kalori miktarı açısından hem de ekonomik açıdan size fayda sağlayacaktır.
Salatalarınızı hazırlarken yapraklı marulu tercih etmenizde fayda vardır. Çünkü yapraklı
marulla göbek marul arasında besin değeri açısından bir fark yokken yapraklı marulun fiyatı
göbek marula göre daha ucuzdur. Ayrıca salatalarınıza ekleyeceğiniz maydanoz hem C
vitamini ve demir açısından zengindir hem de bütçenize ek bir yük getirmeyecektir.
Et yerine yumurta, kurubaklagil veya süt tercih edebilirsiniz. Yumurta iyi kalite protein
içerdiği gibi demir içeriği de yüksek ve ete göre çok daha ucuzdur.

Kurubaklagiller ve tahılı bir arada içeren bir mönü besin değeri açısından etin yerini tutabilir.
Barbunya-nohut ve pirinç-bulgur pilavı veya yeşil mercimek ve bulgur pilavı yeterli ve
dengeli birer mönü oluştururlar. Örneğin; etli sebze yemeği yediğinizi düşünelim: Alacağınız
enerji 350 kalori, protein 15 gr. olacaktır. Barbunya ve pirinç pilavı toplam 480 kalori ve 16
gr. protein içerir ya da yeşil mercimek ve bulgur pilavını tercih edebilirsiniz o da ortalama
480 kalori ve 16 gr. proteinle et yerine çok iyi alternatif olacaktır. Bu ikilinin yanına mevsim
yeşilliklerinden yapılmış bir kase salata, ayran ve tam tahıl ekmeğiyle oldukça besleyici
üstelik çok ucuz bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.

Kahvaltılarda tatlı olarak bal yerine pekmezi tercih edebilirsiniz. Çünkü pekmez, baldan daha
besleyicidir, demir ve kalsiyum açısından iyi bir besin kaynağıdır. Kan şekerini daha yavaş
yükseltir, ayrıca fiyatı da daha ucuzdur.

Süt, A, D, E, K, Riboflavin vitaminleri ile kalsiyum ve fosfor mineralleri açısından oldukça
zengindir. Kasların çalışmasında, saç ve tırnak oluşumunda oldukça önemlidir. Kalsiyumun
hem diş ve kemikleri güçlendirdiği hem kan basıncını düzenleyici etkisi olduğu hem de yağ
yakımın hızlandırdığı düşünülürse süt Kalsiyum (Ca) açısından çok büyük bir kaynaktır.